21 Ocak 2008

Olan biten...

Yok yok, Pazartesi sendromu değil, aslında ruh halim gayet iyi ama bedenen bir tuhaf başladım haftaya.


Cuma akşamı bir arkadaşıma davetliydik, haftanın yorgunluğunun da etkisiyle erken kalktık, evde battaniye-kitap-gazete-tv... vs kombinasyonları içinde geçirdik uykuya teslim olana kadarki vakti. Cumartesi gün içinde bir iki işimiz vardı halletmemiz gereken, halledildiler. Üstüne bir de yolda bacaklarını havaya dikmiş halde yatan, belli ki geçirdiği bir kaza nedeniyle oldukça zor anlar geçiren bir serçeye ilkyardım yaptık, sıcak bir yere yerleştirdikten sonra eve attık kendimizi. Kocam arkadaşıyla felekten bir akşamüstü çalmaya giderken ben evin derlenip toplanmasıyla haşirneşir oldum istemeyerek de olsa :P. Eh, dağıtırken de isteyerek olmuyor ama bedensel ve psikolojik ağırlığı böylesine etkili olmuyor :)).

Kocanın yokluğunda ev derlenip toplandı. Ertesi gün öğleden sonra geleceklerini haber vermiş olan teyzeleri ve onların aileleri için çayın yanında tadılsın diye düşündüğüm ağlayan pasta, çikolatalı sosu ertesi gün servis edilmeden birkaç saat önce eklenmek üzere yapılıp, hazır edildi. Bu arada anneciğimden aldığım tarifle yaptım ve sonuç mükemmeldi diyebilirim. Bu pastanın öyle cezbeden bir görüntüsü ve öyle karşı konulmaz bir lezzeti var ki... Bir dahaki ağlayan pasta maceram pek uzak olmayacak, tadını damağımda hissetmek için şimdiden gönüllüyüm :) . Bu durumda sizinle bu pastanın güzelliklerini fotoğraflarıyla beraber paylaşmak da pek yakında mümkün olacak!

Misafirlerimiz memnun ayrıldılar, bize de aileyle yapılan hoş sohbetler iyi geldi. Üstüne bir de aynı günün akşamı, yani dün akşam, teklifsiz bir araya gelmekten mutlu olduğumuz, oğullarını çok sevdiğimiz arkadaşlarımız çaya geldiler. Gerçi gündüz misafirlerimiz için yapmış olduğum tatlı ve tuzludan eser kalmamıştı ama zaten önemi de yoktu hiçbirimiz için. Ne olsa yapar yerdik. Öyle de yaptık zaten. Ertesi gün yola çıkacak olan aile babasının da isteğiyle normalde gecenin geç saatlerine kadar oturup sohbet ettiğimiz buluşmalardan birisi olmadı ve erken ayrıldılar.. Ertesi günün işgünü olması da cabası.

Bu sabah yazımın başında yazdığım gibi kırgın bir vücutla uyandım ve dürüst olmak gerekirse, büroma gelmeyi istemedi canım. Ama büromdayım. Yataktan çıkmak ve hazırlanmak öyle zor geldi ki. Sanırım erken çıkacağım, umarım hasta olmadan önce gelip insan vücuduna yapışan kırgınlıklardan değildir bu benimki. Soğuk ve yorgunluk bana savaş mı ilan etti nedir? Daha önce çok üşüdüğümü yazmıştım ya, kansızlık olabilir mi yorumu gelmişti. Yokmuş öyle birşey, geçtiğimiz ay detaylı bir kontrolden geçtim, doktorum sonuçlardan çok memnun. Belki de lahana trendine ayak uydurmalıyım ve kat kat giyinmeliyim. Bunaltır beni, yok yapamam :). Evin beyi de pekmez gibi enerji ve dolayısıyla ısı veren yiyeceklerden uzak durmama bağlıyor bu durumu. Sevmiyorum ama bir pekmez kürü uygulamasına geçsem mi acaba diye içimden geçirmiyor da değilim. Çözüm olacaksa neden olmasın?

Bu aralar fotoğraf çekme isteğim kabardı ama malzeme kıtlığı devam ediyor. Mutfağa girme isteğim de yavaş yavaş geliyor gibi, bu haftasonu yaptıklarım ısınma çalışması gibi oldular. Denemek istediklerim listesi de öyle kabarık ki... arkadaşlarımın hamaratlığını görünce utanıyorum tembelliğimden. Bu hafta listeden bir şıkkın daha üstüne çizik atabilirim. Ne olacağını ben de bilmiyorum şimdilik, bekleyip hep birlikte göreceğiz :)).

10 yorum:

  1. Defnecigim, her neyse bu hal, aynindan bende de var. Ptesi sendromu degil cunku sali, carsamba, persembe de devam edip gidiyor bende :) Hayalim soyle iki guncuk herseyden uzakta, belki biraz daha sicak bir yerde, zaman gecirmek... Kendine bakma konusunu sakin ihmal etme olur mu? Ilac niyetine en azindan sabahlari pekmezden bir kasik icmek gerek. Cok opuyorum, sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. defnecigim,
    bayiliyorum senin bu resimlerine ve yazilarina...anlattigin o battaniye, gazete, kitap vs. günleri bazen gerekiyor ve gerekli :-)
    öpüyoruz,
    canan

    YanıtlaSil
  3. senden haber almak bana iyi geliyor Defne..

    YanıtlaSil
  4. Nezaket'ciğim,
    canım arkadaşım ne olacak bizim bu halimiz? Bugün evdeyim, dinlenmeye, toparlanmaya çalışıyorum. Pekmez konusunda daha istekli olmaya çalışacağım :). Öpüyorum.

    YanıtlaSil
  5. Canan'cığım,
    şımartıyorsun beni ona göre :)). Sevgiyle kucaklıyorum.

    Kıymet'lim,
    güzel kadın, sağol.
    Özledim çok!

    YanıtlaSil
  6. Ben de sana gelince limonlu yeşil çay içmiş gibi oluyorum Defne.
    Ballı hemde:)))

    YanıtlaSil
  7. Keşke canımızın istemediği şeyleri yapmamak gibi bir lüksümüz olsa. Ne hoş olurdu. Çoğu zaman ben de aynı ruh hali içerisindeyim Defneciğim. Seni öyle iyi anladım ki...
    Cevap vermek istersen seni yeni bir oyun için sobeledim.
    Hi hi hain ben.

    Sevgiler kocaman,

    YanıtlaSil
  8. Defne'cigim,

    Ister istemez bazen insanin ruh hali alip goturuyor baska yerlere. Ama bazen iyi de geliyor.

    Bu arada anneciginin kek tarifini de merak etmedim desem yalan olur:)

    Sevgilerimi gondeiryorum Ankara'ma ve sana.

    YanıtlaSil
  9. Biyooo,
    biraz önce Burcu'daki destansı yorumunu okudum :).

    Ballı limonlu yeşil çay ha... nereden bulursun böyle insanı taa içinden vuracak sözleri bilmem ki! Sağol!

    YanıtlaSil
  10. Burçin'ciğim,
    yok öyle bir lüksümüz. En kısa zamanda sobe cevaplarımla geliyorum. :) Öpüyorum.

    Aybike'ciğim,
    bir dahaki yapışımdan sonra, fotoğraflarıyla birlikte paylaşacağım pastayı.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails