20 Şubat 2008

Ortaya karışık...


Küçük şeylerle mutlu olabilir insan. Market alışverişi sırasında, çocukluğumuzdan tatlı detaylar hatırlatan, bu gülümseyen balık krakerlerden atıverdik sepete. Hayatı fazla ciddiye almayın der gibiydiler. Her ağzıma atışımda, kıkırdayışlarını hissedip kendi kendime gülümsüyorum ben de :).

Rutinimden haberler vermeme alışıksınızdır. Mesela şu anda, haftasonunda siparişini verdiğimiz koşu bandının gelmesini bekliyorum evde. Gecikti. Ortağım sağolsun, birbirimize çok yardımcıyız bu konuda, bakın büroya gidemedim hala. Gelsin koşu bandımız, haftasonu servis gelip kullanıma hazır hale getirinceye kadar, kutusunun üzerinden seveceğim onu :).


Beklediğim bir başka şey... Menekşelerimin çiçek açacağı zamanı merakla bekler oldum. Pek de sağlıklılar görüldüğü üzere. Araştırdım, Afrika menekşeleri uygun ortamlarda, yılın her vaktinde çiçek açabilirlermiş. Tüm gerekli şartları hazırladım kendileri için ama tık yok. Ne renk çiçek açıyorlardı, onu bile unuttum.


Gelelim sonuncusuna... Kocam önümüzdeki hafta Moskova'ya gidiyor. İş gezisi. Son günlerde özellikle arkadaşlarla birlikteyken, bu gezinin konusu açılıyor ve Rus ırkın ne kadar güzel olduğundan, bu Moskova gezisinin de nereden çıktığından dem vurulan sohbetlerle renkleniyor hayatımız :P. Kocam mı? Üstüne uğramıyor hiç, arada bir _Ne getireyim sana oralardan?_ diye soruyor. Ne dersiniz, tehlikeli iş gezileri kategorisine girer mi koca tarafından Moskova'ya yapılan bir gezi? :)) Hahahhaaa!!!

19 Şubat 2008

Canım ve de birtanecik kardeşim...

...İyi ki varsın ve iyi ki "sen" benim kardeşimsin. Aramızdaki bağ öyle kuvvetli ki; engel tanımaz. Birlikte daha nice yaşlarını sağlık ve mutlulukla kutlamak dileğiyle... Seni çok seviyorum!

06 Şubat 2008

İki bahardan biri... ilk veya son... hiç farketmez

Bir sürü sobem oldu! Birden bu kadar sobe ile karşı karşıya kalmak şaşkın ördeğe çevirdi beni. Bir sobeyi bile cevaplamakta hep geç kalan ben üç ayrı sobe için nasıl bir performans gösteririm bilemem ama ilki ile başlıyorum. Sevgili Burçin, "Hain ben,hi hi hi!" yorumuyla beni sobelediği müjdesini vermişti. Pek öyle hemen akla gelecek türden değildi yazılması istenenler ama benim de fazla vaktim olmadı kafa yoracak, itiraf ediyorum. Aklıma ilk gelen, hakkımda bilinmesini artık :) istediğim 7 şeyi yazıyorum.

* Tanımadığım insanlarla asansöre binmekten hiç hazzetmem ve zorunlu kalmadıkça da binmem.

* Negatif-depresif hissettiğim zamanlarda kimseleri (özellikle sevdiğim insanları) arayıp konuşmak istemem. Paylaşmak başka şey de, onlara da bu negatif enerjiyi yansıtmak istemem.

* Dondurma söz konusu olduğunda, midemin ne kadar büyük bir hazneye sahip olabildiğine ben bile şaşırıyorum :).

* Balık yemeyi severim ama olur ya kendim temizlemem gerekirse (hamside olduğu gibi), balıkları yemekte zorlanırım.

* Ev içinde bir komedi kahramanı gibi olduğumu iddia edenler var. Benimle yaşamak eğlenceli olsa gerek! :)

* Üniversite yıllarında ud çalmaya heveslendim, aldım ve de kursuna da gittim. Ama devamını getirmediğimden, maymun iştahımın bir göstergesi olan udum evin bir köşesinde uyuyor.

* Aklımın bir köşesinde, San Francisco'da (üç gün kadar gezme fırsatı bulduğum şehir) yaşamak hayalleri oynaşır durur bazen.

******

Bundan başka bir de "... olsam" oyunu var ki, o da şöyle:

Yiyecek olsam: Elma
Müzik aleti olsam: Yan Flüt
Mevsim olsam: İki bahardan biri
Kıyafet olsam: Beyaz body/t-shirt ya da tatlı mı tatlı :P el örgüsü bir hırka
Ayakkabı olsam: Şık bir spor ayakkabı ya da yine şık ve rahat bir babet

Diğer iki sobe biraz daha bekleyecekler :). Ama bu sobelerin ebesi artık bensem :), Kıymet ve de İpek "Sobeee!" :))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails