28 Ağustos 2010

Gece yarısı, uyku arası...



Henüz pamuk kızıma gebeyken bir arkadaşım bana, artık blogunu anne- bebek bloguna çevirirsin demişti. O zamanlar bana pek de öyle olmayacakmış gibi gelmişti. Gerçi öyle de olmadı ama kızımızın hayatımızın başrolünü oynadığını düşünürsek blogumda bu kadar da yeri olması normaldir herhalde.

14. ay kontrolümüz yapıldı geçen hafta. Boyu 3 cm, kilosunda 500 gr artış olmuş kuzumun. Boyumuz uzunca :), hem boyumuz hem de kilomuz yaşıtlarımızın çook üstünde. Doktorumuz gelişiminden memnun. Son iki haftadır sanırım sıcak ve dişlerin etkisiyle sadece meyve yiyor, tarhana çorbası içiyordu. Bugün biraz kaşar peyniri yedi de çok mutlu oldum. Çok da güzel ana ve ara öğün düzenimiz vardı, et, balık, yumurta, peynir vs. pek de güzel yerdi. İki hafta aradan sonra yeniden düzene giriyoe muyuz nedir? Düşüncesi bile mutlu ediyor.  Emzirmeye gelince yine son hız devam. Bundan hiç şikayetim yok, hassasiyetle özen gösterdiğim bir konudur ama geceleri en az iki kere uyanmak zorluyor. Uykunun bölünmesi hiç uyumamaktan daha çok sersemletiyor insanı bence.

Bugünden itibaren tatile gidecek olmanın tatlı keyfi sarmaya başladı bizi. Kocam izne ayrıldı bile.  Birkaç gün sonra yolculuk var. Kızımın ilk deniz tatili olacak, ha bir de ilk uçak yolculuğu. 14 aylık bir çocukla beni neler bekliyor bu yolculukta bilmem ama belki kısa da olsa rahat bir yolculuk geçirmemiz için ufak tüyolarınız vardır beni mahrum etmeyeceğiniz.

Günler nasıl da hızla tükeniyor. Ben yine yazamıyorum, ancak birkaç blog arkadaşımı okuyorum.  Haftasonları zaten ayrı bir film. Nasıl geçtiğini ne kocam ne de ben anlıyoruz. Geçtiğimiz hafta da her zamanki gibi geçti, ev için rutin alışveriş, Duru'yu gezdirme, ev içinde çalışma vs. Merdivenler artık kızımız için tehlikeli olmaya başladı ve geçen haftasonu alışverişinde yapı-marketten aldığımız bebek güvenliği için üretilmiş olan kapıyı bir türlü monte edemedik vakit bulup da. Tatile çıkmadan o işi de halledeceğiz. Daha aldığım iki raf (mutfaktaki boş sütun duvarı için) ve de yine mutfak penceresinin stor perdesi var sırada. Aynı güne sığdırıp hem gürültüyü hem de tozu toprağı bir anda başımızdan savmak lazım. Böyle yazınca sanki bizim evde pislikler kendiliğinden yokoluveriyormuş gibi bir anlam çıkıyor. Yok efendim neredeee, bizzat kendimiz temizleyeceğiz.

Valizleri de hazırlamak gerek ki seyahatlerin en hazzetmediğim yönüdür. Belki de bu sefer kızımın rengarenk kıyafetlerinin ve oyuncaklarının vereceği enerjiyle daha bir çekilir olur, ne dersiniz?...


        

5 yorum:

  1. iyi tatiller size şimdiden:) defne de hep yaşıtlarından iriydi hala da öyle, duru da aynı sanırım. maşallah ona da

    YanıtlaSil
  2. şu valiz meselesi
    en haz etmediğimdir
    kolay gelsin
    iyi tatiller

    YanıtlaSil
  3. Füsun,
    teşekkürler. Ben de yaşıtlarımdan iri bir çocukluk geçirdim. Kızım da bana benzeyecek gibi. Ana-baba uzun ve iri kemikli olunca... Defne de öyle belli. Tatlı adaşıma öpücükler.

    YanıtlaSil
  4. Birdamlacıkyağmur,
    teşekkürler ve hoşgeldin. Ne yapalım elimiz mahkum, valiz hazırlanacak. Bu arada senin hava yolculuğu konusundaki yazını ve önerilerini okudum, faydalandım. Sağol!

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails