26 Kasım 2010

İtiraf ediyorum: Kızımın buklelerine aşığım!

  • Dün evdeydik kızımla tüm gün, sadece bahçemize çıkıp hava aldık biraz. Kasımpatılarımızı sevdik. Fotoğrafları yüklemeye fırsat bulamadım ki nerede kasımpatılar sorunuza birkaç kare fotoğrafla cevap vereyim.
  • Yemek de yapmadım, sevgili kocam evin demirbaşı olmasına rağmen umduğunu değil bulduğunu yedi.
  • Yine dün, her haliyle ruhuma ipek etkisi yapan o güzel kadınla konuştum telefonda.
  • Gönlümce kitap okumayı delicesine özledim.
  • Yeni bir fotoğraf makinesi istiyorum. Günlük çekimlerden öte gitmeliyim, içimdeki canavar ama acemi fotoğrafçı böyle söylüyor :).
  • Parça bölük gece uykularından şikayet edersem emzirme yandaşlığımı kendim baltalayacağım, vazgeçtim.
  • 2.5 yaşında akıllı, zeki, konuşma yeteneği yaşıtlarının çok çok üstünde gelişmiş ve esprili bir sarı kuşun halası olmaktan müthiş bir keyif alıyor ve haz duyuyorum.
  • Bahçemizdeki gazelleri süpürmüyorum, sonbahar bu değil mi zaten?
  • Her gün perdelerimi açıp önce içerideki her daim çiçekli menekşemi sonra bahçemde hala açmaya devam eden sardunyalarımı seviyorum. Ne yalan söyleyeyim; pencere demirine astığım sarımsakları da seviyorum.
  • Duru da komşulardan birinin olduğunu düşündüğüm, sıklıkla penceremizin cumbasında miskinlik yapan Minky'i seviyor pencerenin bu tarafından. Adı boynundaki tasmasında yazıyor.
  • Geçenlerde komşularımdan birine bu durumu adet haline getirdiğinden, kapıda ve evde danışma mercii (mesleki anlamda) olmadığımı olabildiğince kibar bir dille anlatmak zorunda kaldım.
  • Kocamın mesai saatleri belli bir memur olduğunu sanıyordum, yanılmışım. Son zamanlarda adam eve hiç saatinde gelemez oldu.
  • Her hafta hamsi günümüz var. New Orleans'ta yaşadığımız yıllarda yiyemedik ya acısını çıkarıyoruz... hala!
  • Uzun zamandır denemek istediğim kadayıflı muhallebili tatlıyı denedim ve ilk denemede Bingo!. Müthiş birşey bana göre ama sıklıkla yenmemeli. Bir ara paylaşmayı umuyorum.
  • Yazmak istediğim onca şey varken oturdum çıfıt çarşısı bir yazı yazdım. Oradan buradan karıştırdım, ortaya sundum. Neresinden tutrsanız tutun artık...
                                   Uykuya teslim bayrağını çektim ama yine geleceğim.

09 Kasım 2010

16 buçuktan 17 aylık :)

 
17. ayın tam ortasındayken ilk aklıma gelenler:

 
  • İstisnasız kendisine hitaben söylenen herşeyi anlıyor. Bu epeyce bir zamandır böyle. Geçenlerde kocamla Duru'nun tokası ile ilgili konuşurken, saçından çıkartıp bana verdi tokasını. Bazı zamanlarda ağzım açık kalıyor nasıl anladı bu konuştuklarımızı diye. Artık sadece kötü kelimeler kullanmamaya değil, her konuşmanın içeriğine de çok dikkat etmeli.
  • Kaçma kovalama yakalama ve hatta yakalayamama oyununa bayılıyor.
  • Söylenen herşeyi anlıyor ve kendisinden istenileni yapıyor.
  • Tv yi açıp kapatıyor.
  • Çekmeceler hala ilgi alanımızda, ellerimizi kıstırıyor, evet canı acıyor ama vazgeçmiyor.
  • Pusetinin arkasından tutarak kendi sürüyor ve bunu büyük bir ciddiyetle yapıyor.
  • Mesele kavun, üzüm, kaşar peyniri ve zeytin vs ise kendi başına çatalını kullanarak pek güzel yiyor.
  • Yulaf ezmeli üzümle pişirilen sütü seviyor. Tat versin diye bisküvi veya bal veya pekmez katıyoruz. Şeker asla. Ama nadiren de olsa şekerele hazırlanmış sütlü tatlıların tadına baktırıyorum.
  • Uykuya hala memede dalıyoruz, bazen bizim yatakta bir o yana bir bu yana kıvrılarak, devrilerek, yuvarlanarak ama yine geç saatlerde.
  • Evde gezinirken mutfak masasının, özellikle tezhgahın üzerindekileri almaya başladı, artık maximum dikkat gerekiyor.
  • Söyleyebildiği kelimeler: Anne, baba, dede, anniannii (= anneanne), mer (= ver), mamma, memme ve daddaa (lamba oradaaa) lamba nerede sorusunun baş kaldırılıp lambaya bakarak cevabı :)
  • Telefonu eline alıp profesyonelce kulağına götürüp, anlatıyor da anlatıyor. Ünlem de var cümlelerinin sonunda, soru işareti de ama pek hararetli bir konuşma oluyor genelde.
  • Altını değiştirirken ve üzerini giydirirken hırçınlaşıyor.
  • Kuşlara ve kedilere pek ilgili, görünce koşturuyor o tarafa ama sonuç hüsran, söyleniyor bu durumda ama nafile.
  • Taklit ediyor her yapılanı. Elinde bez yerleri, koltukları siliyor. Babası ellerini siler mi diye sorduğunda koşa koşa gidip babasının ellerini de siliyor :).
  • İstenilen hemen herşeyi getiriyor, bulamazsa arıyor odanın içinde. Cep telefonunu kapatıyoruz, ışığının yanmadığını farkederse kesinlikle reddediyor ve elinden fırlatıyor. Kızıyor kapalı bu ben konuşamam diye.
  • Tarhana çorbasına bayılıyor. Bu nedenle pek değişik versiyonlarıyla pişiriyorum. Kimi zaman etle kimi zaman sütle vs. Balığı eskiden reddetmeden yerdi şimdilerde haftada bir kere zorlanarak yiyor.
  • Limonu bayıla bayıla yiyor, ekşi sevmeyen babası şaşkınlıkla, limon sever anne ne var bunda şaşıracak şeklinde izliyor.
  • Yatak osadında benim çekmecemden aldıklarını kendi çekmecesine götürüp yerleştiriyor. Her seferinde tek parça alıp iki çekmece arasında müthiş hırslı bir koşuşturmaca yaşıyor. Görmek lazım :).
  • Seyahate çıkarken biz yerleştiriyoruz valizi o boşaltıyor.
 Bunlar dışında yeme-içme düzenimiz anne sütü dışında süt içmeye pek istekli olmaması dışında gayet iyi. Ben de süt ile hazırlamaya müsait olan herşeye katıyorum sütü ki o şekilde faydalansın. Doktor kontrolüne gitmedik son bir ay içinde. En son su çiçeği aşısı için gitmiştik. Hoş doktorumuz da sorun yaşamadığınız müddetçe getirmeyin hastaneye, buralar hastalık yuvasıdır dedi. Hele ki kış mevsiminde. Kalabalık günlerinde alışveriş merkezlerine de götürmeyeceğiz artık. Son iki haftadır genzi dolu doluydu ve burnu tıkandığından rahat uyuyamıyordu ama bugün dikkat ettim son bulmuş gibi.

İlk dişi 9. ayda göstermişti kendini, sonra yavaş yavaş 7 tane oldular ama birkaç aydır hiç belirti yok diğerlerinden. Doktora ilk gidişte sorulacaklara ekledim hemen kafamdaki bu diş gecikmesini.

Bana gelince gayet iyiyim çünkü kafamı yoran iki dosyadan biri ilerleme kaydederken diğeri sonuçlandı. Kocaman bir nefes aldı içim dışım, oh be!

Bahçeye ya da en azından kapının önüne kocaman kasımpatılarla dolu saksılar koymak için can atıyorum ama vakit bulamadım daha almak için. Komşu bahçelerdekilerle idare ediyorum şimdilik.

O kadar çok şey var ki kafamda ve o kadar çok yazasım var ki ama yazmak isteğim en üst seviyedeyken vakit bulamıyorum, vakit bulduğumda da uykusuzluktan ve yorgunluktan nasibini almış bedenim yalpalarken, gözkapaklarımın üstünde kocaman cüsseli adamlar oturuyorlar ki aralayıp da yazamayayım.

Hazır baba-kız uyuyorken gidip makineden çamaşırları çıkarıp asmalı.............


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails