31 Mart 2012

Bizim haftasonumuz çoktaan bitti !




Blogumu okuyanlar veya yenice farkedip, benim bazı blogları keşfettiğimde yaptığım gibi geriye dönüp turlayanlar biliyorlar ki biz şu anda Suudi Arabistan-Cidde'de yaşıyoruz. Kocamın devlet görevlisi olarak buaya atanması nedeniyle bu şehirdeyiz. Buraya hala alışamamış olmakla beraber, öncelikle kızımız ve sonra kendimiz için keyifli zamanlar yaratmaya çalışıyoruz. Pek fazla alternatif yok açıkçası.Açık oyun parkları ki pislikten geçilmiyor; yine de götürüyoruz, oynuyor Duru'muz. Bir de hemen her alışveriş merkezinin içinde bulunan kapalı oyun alanları var, şu oyun makinelerinin ve jetonlu oyuncakların olduğu türden. Onlar da temizlikten oldukça uzak ama yapacak birşey yok. Eve gelince ilk işimiz paklanmak oluyor. Site içinde küçük bir oyun parkı ve iki büyük oyun alanı-top sahası var. İdare ediyoruz.

Dün öğleden sonra bahardan yaza geçerken yaşanabilecek türden, hafif esintisi ve bol güneşi ile çok güzel bir hava vardı. Kahvaltı sonrası baba-kız kendi paylarına düşen oyun, faaliyet vs ne varsa birlikte keyfini çıkarırken ben de toparlamam gerekenleri halledip, çamaşır makinesini mümkün olduğunca yormak suretiyle gezme saati öncesi işleri kolayladım.

Unuttum yazmayı; bu ülkede haftasonu günleri Perşembe ve Cuma. Kocamın evde oluşunun sebebi de budur.  Herneyse, burada hava almak için, Duru'yu gün(eş)ışığıyla biraraya getirmek için gittiğimiz tek bir yer var. Küçük bir koyun kıyısına kurulmuş, kafe ve restoranların bulunduğu, sakin ve her önüne gelenin kendini atamadığı bir yer. İskelesinde Duru'nun balıkları izlediği, trafiğin olmadığı kısa ama düzgün yolunda bisikletini sürebildiği, kocam ile yeşil çayımızı denize karşı içebildiğimiz bir yer. Ne var bunda, çook yer var böyle demeyin çünkü burada yok...

***


Bugün evin havasını değiştiren :P koku işte tam da yukarıda gördüğünüz lahana kavurmasına aittir. Burada organik gıdayı bir kenara bırakın, iyi tarım ürünü bulmak bile çok zor. Kocamın üstün çabaları sonucunda bulduğu ve atık sularla (evet doğru okudunuz-pekçok yer bu şekilde sulama yapıyormuş) sulama yapmayan ve kendi bahçesinin mahsullerini satan bir marketten  alıyoruz bazı sebze ve meyveleri. Özellikle domates, kabak, salatalık, marul ve lahana. Lahanalar ufak boyutlarda burada, öyle alayım büyük bir tane de sarayım bir tencere diyemiyorsunuz. Küçük kasalarla satılıp, her kasada 4 tane ufak lahana bulunuyor. Tek başına ufak olan bu lahana takımı, doğrandığında epeyce bir kalabalık yapmayı ihmal etmiyor tabii. Ben de çözümü birkaç hasar görmeyen büyük yaprağını biber dolması yaparken bir kenarda lahana sarması olarak kullanmakta ve diğer kısımları doğrayıp lahana kavurması yapmakta buldum. Bizim evde kapuska yenmez, lahananın başka halleri pek kabul görmez. Ya sarılacak ya kavurulacak. Turşusuna hayır demeyiz ama...

Nasıl yaptım?

İki küçük boy lahanayı ince ama  çok uzun olmayan şeritler halinde doğradım ve yıkadım.
Soğanı piyazlık doğradım.
Havuçların ince kısımlarını olduğu gibi halka şeklinde, kalın kısımlarını ikiye keserek (yarım ay şeklinde) doğradım.

Önce soğanlar ve havuçları tencereye koyup, zeytinyağı ekledim. Biraz çevirdim ateşte, zeytinyağını fazla yakmamak gerek. Sonra üç küp şeker, tuz ve köri ekledim. Kullananlar bilir, köri çok etkili bir baharattır. Ben bir fiske kattım desem uygun olur ama seven daha çok kullanabilir. Lahanaları yıkayıp fazla süzdürmeden ekledim soğan ve havucun üstüne. Kendi suyunda, orta ateşte arada bir alt üst ederek pişiridim. Büyük bir tencere kullandım. Piştikçe yarı yarıya düşüyor zaten yemeğin hacmi. Belki siz de başka hallerini sevemediğiniz lahanayı bu şekilde tüketebilirsiniz diye düşünerek paylaşmak istedim.

17 yorum:

  1. Defne'cim kac yil daha o topraklardasiniz, belli mi?
    hic olmazsa bir burasi olsa bile, bir mekan var aile gezebileceginiz. cok sukur...
    biz ailecek kapuskayi severiz. dusun yani benim cuceler bile:)) hic kavurmasini yapmadim ama aklimda bulunsun. tesekkurler paylasimin icin... kori bana da agir geliyor, kullanmiyorum ben:)
    pers. ve cuma gunleri tatilde cok enteresanmis. butun dunya cumartesi-pazar yaparken:)
    Seker kizina ve sana sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seyhan'cığım, burası hakkında yazsam neler yazacağım ama... Aması var işte :).

      Bizim evdeki pamuk kız ağzına koymaz ne kapuska ne de kavurma. Belki biraz sarmasına göz kırpabilir. O da iç malzemenin hatırına olsa gerek. Köri çok az olmak kaydıyla lahana kavurmasına yakışıyor bence. Dozu kaçtı mı ağır oluyor hakikaten.

      Bizden de size sevgiler.

      Sil
    2. Bu arada yazmayı unuttum. 3 yılımız daha var buralarda.

      Sil
    3. Cidde ile bilgi ararken gordum blogunuzu, gurbet cok zor ve ancak yasayan bilir helede arabistanda yasamak ayri bir zordur, sizi gonulden tebrik ediyorum..

      Sil
  2. bugun bende lahana aldim hemide turkish cabbage :)ilk defa bu kadar buyugunu buldum burada,bildiginiz oyun topu kadar....buradakiler salata lahanasi hep arada sirada turk marketine gelirse oradan aliyorum iste...sarmasini cok severiz biz hatta bayiliriz,muska seklinde sarilani kabuldur bize:)tursunuda itinayla tuketilir:)

    bende bir bos animda sararyim su lahanami...

    orada persembe ve cuma mubarek gunler oldugu icin haftasonu kabul edilmis olmali...cuma gunleri erkekler cuma namazinda ve aileleriyle beraberler ne guzel....

    kavurma icinde ellerine saglik canim aklimin bir kenarina yazdim...

    Allaha emanet olun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatma'cığım, sağol. Ben aslında çiğ olarak salatasını da severim lahananın. Hani şu "coleslaw" denen salata var ya, işte o. Ama kocam hazetmez hiç çiğ lahanadan. Büyük bir tane de ben bulsam da sarsam :).

      Sevgilerimle.

      Sil
  3. Canım merhaba;
    lahanayı ben de böyle pek seviyorum önceden daha farklı yerdim ama burada değişik şeyler yapıp yeniden keşfediyorum sebzeleri de ayrıca lahana turşusunu da pek severim burada çinli bir arkadaşım tarif etmişti bir seferinde zencefilli turşu yapmıştım lahanadan güzel olmuştu:) seni o kadar iyi anlıyorum ki hani demişsin ya ne var bunda demeyin burada böyle yerler yok diye aynı şeyi biz de yaşıyoruz ve ufacık şeylerden mutlu olmayı öğreniyor insan zamanla. Sanırım böyle yerlerin bize kattığı en büyük tecrübe de bu oluyor, kıymet bilmek!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle haklısın Tuğba'cığım. Ancak yaşayan bilir, anlar...

      Sil
  4. Isiniz zor :( Bir de sen disariya ortunmeden cikamiyorsundu :( Araba kullanamiyorsundur :(

    Turk urunleri satilmiyor mu marketlerde? Ben konserve lahana bulup sarmistim! Tursu sanip almisiz :) Uzerini okuyunca dustu jeton ama evde!

    Bahceniz varsa, kendi kendine yetistirme ipuclari vereyim :)

    Ben de kapuska sevmeyen bizimkilere bir de kavurma yedirmeyi deneyeyim :)

    YanıtlaSil
  5. Dilek'ciğim, burada kadınların araba kullanması yasak. Hakikaten kabus gibi bir durum. Başörtüsü kullanmıyorum ben, açık gezebiliyorum. Ancak abaya denilen siyah uzun giysiyi giymeden çıkamıyoruz.

    Türklerin işlettiği ve Türk ürünlerinin satıldığı marketler var ama daha çok beyaz peynir, kaşar, fındık ezmesi vs. alıyoruz. Bakliyatlar açık gelip burada paketleniyormuş. Biz kendimiz gelirken getiriyoruz çoğunu zaten. Konservelere, içinde koruyucu madde bulunduğundan pek rağbet etmiyoruz. Çaresiz kalırsak alıyoruz ama...

    Bahçeli bir evde değiliz. Ama bahçesi olsa da burada zor o iş. sulama sorunu var, sıcak hava da cabası. Depo suları kullanılıyor. Anlayacağın buranın anlatacak çok şeyi var ama pek iç açıcı değil.

    YanıtlaSil
  6. İnsanın alışık olmadığı bir yerde yaşaması eminim çok zordur :(
    Sulama işi galiba su sıkıntısından kaynaklanıyor, sıcak iklim ve bildiğim kadarıyla su da oldukça pahalıymış türkiye'ye göre, ben kapalı bir bayanım ama inan bende orda yaşayamazdım, işim sebebiyle araplarla çok çalıştım gerçekten çok pisler, temiz olanları da var tabiki ama oldukca az, boşuna peygamberler hep oralara gönderilmemiş, temizlik imandan gelir, arabayı kadınlara yasaklayacaklarına temizliği öğrenseler ya.... ne kadar cahilce bir yasak nerde yazıyor kadının araba kullanması günah diye:(

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Filiz, marketlerden belli isimlerdeki suları alıyoruz. Bu durumda suya hatırı sayılır bir para harcadığımız doğru. Musluktan akan depo sularına ve damacana ile satılanlara kesinlikle güvenimiz yok.

    Araba kullanamayacağım için çok üzülmüştüm ama burada tarafikte kural, saygı, hoşgörü olmadığından, nasıl olurdu bilmem. Her an bir sorun, bir kaza ile burun burunasın.

    Yazacak çok şey var aslında...

    YanıtlaSil
  8. İşin zor gerçekten Defne'cim,uzaklık,gurbetlik,bir de oradaki alışık olmadığın yaşam şartları..Allah'tan tatlı mı tatlı,can yoldaşın Duru'cuk var :) eşin var..hobilerin var :) çok severim lahanayı, çok güzel görünüyor ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı Rüya'nın tatlı annesi, teşekkürler güzel sözlerin için. Zaten burada olmamın tek sebebi, kocam ve kızımla birarada ve dolayısıyla mutlu olmak.

      Sevgilerimle.

      Sil
  9. Anlıyorum sizi Irak-Erbil'de yaşayan bir arkadaşım var.O anlatıyor ben ağzım açık dinliyorum.En kısa zamanda dönersiniz umarım, Duru'da için de daha iyi olur :) Blogger anneyim takipteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin. Burası herşeye rağmen Irak gibi değil. Orada yaşananlar, bir nevi savaş hali ve mahrumiyet... Burada herşey var ama kendi memleketimizdeki gibi rahat olamıyorum işte. Kadınların işi oldukça zor burada. Yoksa Avrupa satndartlarında alışveriş merkezleri, marketler, hastaneler var. Yine de hiçbiri bizim oralar gibi donanımlı değil tabii. Dışarıdan gelip,halinden memnun olan da çok.

      Blogunu ziyarete geliyorum ben de :).

      Sil
  10. Paylaşımlarınız çok başarılı, sitenizi ilgiyle takip ediyorum..
    çay makinesi

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails