28 Şubat 2012

Elimi tut annem!

Yok, ben sandım ki, ilk günkü sakinlik ve kibarlık devam etmeyecek; Duru "Yeter artık vereceksin memeyi!"  diye yumruğunu bulduğu yere vuracak. Öyle olmadığı gibi, üç gündür meme diye arada bir sızlanmakla birlikte, öyle kibar ve öyle tatlı ki. Neredeyse utanacağım düşüncelerimden ve öngargılarımdan dolayı. O yazdığım ilk gece bir kere uyandı ve istedi ama ben yine aynı sakin ses tonuyla konuşarak, başını tekrar yastığa koymasını sağladım. Sızlandı biraz ama beni hiç üzmedi. Baktım ki uykuya dalması zor olacak, yanıma yattı ve elini tutmamı isteyip yine 5 dakika içinde uyudu. Bir daha da sabaha kadar uyanmadı. Her zamankinden 1 saat erken kalktı o sabah.

İkinci gün yani dün, öğlen uyku saati geldiğinde oralı olmadı, birkaç kere yine meme istedi, yine birkaç kelime ile ikna yöntemini kullandım. Ama o zaten çok üzülmüştü çok sevdiği arkadaşı memenin bu durumuna (sarımsak etkisi). Okşadı, sevdi, cici yaptı ve eli tenimde uyuyakaldı akşamüstü. Akşam da yine zor olmadı hiç. Zaten oldum olası uyku saatlerini geriye çekemedim. Burası da oldukça sıkıcı bir yer olduğundan fazla zorlamıyorum kuzumu disiplinli uyumak konusunda. Hergün belli bir saat düzenli olarak muhakkak uyuyor nasılsa. Ve yine saçını okşayarak, şarkılar, ninniler söyleyerek uyuttum. Dün gece de ilk gecenin tekrarı oldu, bir kere uyandı, su içti ve elini tutmamı isteyip koydu başını yastığına, uyudu.

Bu sabah iki arkadaşım kahvaltıya davet etmiştim, onlarla sohbet ettim. Ferahladım biraz. Onları uğurladıktan sonra biz de Duru'nun talebiyle indik bahçeye. Gezindik, salıncaklara bindik ama burası bildiğiniz gibi değil. Havalar şimdiden çok sıcak. Kış hiç yok, bahar 1-2 ay uğruyor neyse ki. Eve geldiğimizde öğle uykusuna yatması gerektiğini söyledim. Hiç karşı çıkmadan tamam dedi, elini yine tenime değdirerek, göğsüme yaslanıp uyudu.

Nasıl yani? Herşey fazlasıyla yolunda. Fırtına öncesi sessizlik olsa bu kadar uzun sürmezdi diye düşünüyorum. Benim kızım nasıl da büyümüş ve ne kadar hassasmış meğer. Ve de ne kadar anlayışlı. Belki de memenin hasta olduğunu ve bir gün iyileşeceğini düşünüyor. Olabilir mi? Doğru dürüst hastalık bilmeyen (Maşallah!) kızımın oyun oynarken bana ilaç vermesi bu yüzden miydi acaba? 

Bu kadar kolay olması duygu yoğunluğunu azaltmadı tabii. Gözyaşları dindi ama yürek hala kıpırdanıyor. Bana sarılışı, öpüşü, ilgilenişi daha bir kuvvetlendi sanki.

Dün akşam da balığını bir güzel yedi ya değmeyin keyfime!

27 Şubat 2012

32 aylık, bol maceralı yolculuk!


 Dün emzirmeye son verdim. Tek taraflı bir karardı tabii bu. Pamuk kızım hala ilk günkü gibi hevesle ve iştahla emiyordu ama yeme düzenini sağlayabilmek için emzirmeyi bırakmak zorunluluk oldu. Aylardır bırakacağım deyip deyip, tabiri caizse sallanıp durdum. O kadar uykusuzluk, yorgunluk... Bugün şuna ağladı, bugün canı sıkkın, bugün düştü, bugün pek neşeli, yok bugün şöyle bugün böyle diye diye bir türlü adım atamıyordum. Halbu ki öyle zor geceler yaşamıştım ki; uykularımın defalarca emmek için bölünmesi, uykusuzluk ve de yorgunluğun etkisiyle böylesi zamanlarda otomatiğe bağlanarak söylenen bir çene, tabii ki benim çenem. Tatlı kuşuma sesimi yükselttiğim oldu, son zamanlarda sıkça ama istemeyerek. 

Bugün kızımın doktorunun aylar önce bu şehire gelmeden önce gittiğimiz son rutin kontrolünde önerdiği gibi "Tık diye" birden kesiverdim.  Çünkü uzun zamandır doğru dürüst bir yeme düzeni tutturamadık, yemeklerini yemeyi reddediyordu. Bu arada sarımsak kokusundan da yardım aldım. Çünkü daha önce emzirme aralıklarını uzatmak suretiyle ve telkin yoluyla bırakmayı denedim ama bana mısın demedi. Dün öğlen uykusuna da emzirerek yatırdım ve içimden sessizce veda ettim. Uykudan kalkıp yemeğini yedikten sonra emmek istediği anda planı uygulamaya koydum. O kokulu tadı alınca nasıl şaşırdı ve birden bıraktı memeyi. Memenin artık sütü olmadığını, hasta olduğunu, kendisinin de meme emmek için büyüdüğünü anlattım ama o çoktan gözyaşlarına boğulmuştu. İçi titreye titreye ağladı. Memeyi elleriyle sevdi ve cici yaptı ama emmek istemedi. Sevdiği çizgi filmi açtım, izlerken hala ara ara iç çekerek ağladı. Ben de ona göstermeden akıttım yanaklarımdan gözyaşlarımı, hem de içimden haykırarak. O kadar uykusuzluk ve yorgunluğa rağmen meğer nasıl da bağlanmışım. Hep ondan beklemişim bu bağımlılığa bir son vermesini ama ben de onun kadar bağımlıymışım bu anne-bebek arasındaki harika iletişime. Hep söylerdim 3 yaşına kadar diye. Yemeklerini de yeseydi evet 4 ay daha devam edecektim ama bu onun gelişimini kötü etkileyebilirdi. 

Gece olduğunda, uyku saati geldiğinde korkulan oldu, kibar bir şekilde meme istedi ama ben tıpkı uyku saati gelene kadar arada birkaç sefer meme istediğinde olduğu gibi memenin hasta olduğunu, kendisinin de artık büyüdüğünü anlattım. Uyku girince işin içine yine ağlamaya başladı ama öyle naif öyle kırılgan ve öyle içliydi ki beni mahvetti. Hiç öyle kızmadı bana sadece sarıldı, sarıldı ve yine sarıldı. Ağladı, yarım saat kadar ara ara içli içli sızlandı. Ama öyle bluzumu açmaya çalışıp, saldırmadı memeye. Telkin yoluyla bırakmak istediğimde öyle yapmıştı. 

Çok kibardı ama çok da kırılmıştı. Kucağıma alıp ayakta dolandım evin içinde, şarkılar uydurarak. Kendi uyduruk şarkılarıma ağlayarak eşlik ettim ben de. Hem nasıl ağlamak, bir ara bıraktım kendimi. Kızım benim omuzumda, ben onun omuzunda destek olduk birbirimize. Başka kimsemiz yoktu o an. Ona bana yaşattığı güzel anlar için teşekkür ettim, anladı, başını salladı. Şu anda yazarken bile boğazımdaki düğümü ne gözyaşlarım ne de içtiğim su alıp götüremiyor. 

Sonra gezinmeyi bırakıp, yatağına götürdüm. Yanına yatıp masal anlatacağımı söyledim. Kalkıp doğruca salona geldi. Koltukta yatıp, başını dizime koydu ve ben onun sevdiğim herşeyini birer birer sayıp, başını okşarken 5 dakika içinde uyudu. 2 saat oldu hala uyuyor. Emmek için uyandığında, emmeden uykuya tekrar dalması zor olacak ama üstesinden geleceğiz ana-kız. 

Doğduktan hemen sonra ilk fırsatta emzirmeye başladım ben. Meme uçlarım yara olduğunda çektiğim o inanılmaz acıyı dişlerimi sıka sıka yaşadım bilmem kaç gün. Ama hiç pes etmedim, şikayet etmedim. Sonra  sonra zombi gibi gezdiğim gecelerde şikayet ettiğim oldu ama hiç ihmal etmedim emzirmeyi. 

Tatlı kızım, emerkenki gülüşünü, poponu sallayıp dansedişini, göz kırpışını ve tenimdeki elinin sıcaklığını hiç unutmayacağım ben. 

Emzirmenin nasıl bir ruhsal ve bedensel ilaç olduğuna ben bizzat şahit oldum. Tam olarak 32 ay emzirdim. Umarım beni okuyan anne adayları da bu mucizeyi yaşarlar.

NOT: Bundan sonra olacakları yaşaıp göreceğiz. Umuyorum Duru ve ben fazla yıpranmadan, çabucak sonuca ulaşırız. Sizinle de paylaşırım.




19 Şubat 2012

Bilindik & Bilinmedik

Yaklaşık 7 aydır uzaklarda olduğumdan çoook özlediğim biricik ve canım kardeşimin yaşgünü bugün. Birşeyler hep eksik burada ama sağlık olsun da yakında oralardayım. Yeni yaşın dilediğin güzelliklerle, mutluluk ve sağlıkla gelsin ve yüzünde hep gülücükler olsun canım benim. 


Kestik baktık ki Dragon meyvesinin içine, çörekotuna bulanmış pelte misali bir görünüşe sahip. Zaten araştırınca görmüştüm internette ve beyaz olanının tatsız olduğunu da okumuştum. Evet tadı ve kokusu yok gibiydi ama soğuk soğuk yendiğinde ferahlatıcı bir yanı var. Yazın meyve kokteyllerinde kullanılabilir. Bir daha alır mıyım derseniz, içi de dışı renginde olanına rastlarsam neden olmasın. Çünkü öylesinin tadına doyum olmadığı da yazıyordu aynı kaynakta. 


Muffinlere gelince, kendilerini pek sevdiğim zaten bilinir. Temel bir tarifim vardır ki aslında tereyağı ile yapılır ancak ben ayçiçek yağı veya zeytinyağı ile yapmayı tercih ediyorum. 3 yumurta, 1 bardak süt, 1 bardak toz şeker, 1/2 bardak yağ, 2 bardak un, 1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya ve 3 yemek kaşığı kakao. Sıvılar ayrı kapta, kurular ayrı kapta karıştırıldıktan sonra kurular sıvılara eklenir ve yine mixer kullanmadan spatula veya kaşık yardımıyla karıştırılır. Ben yukarıda gördüklerinize pikan (pecan) cevizi, kuru incir ve bademi rondodan geçirerek ekledim son karıştırma aşamasında. Siz dilediğiniz başka yemişlerle zenginleştirebilirsiniz. Kuru kayısı (gün kurusu) ve fındık da pek güzel oluyor. Üzerine de fırına vermeden damla çikolatalardan atıverin birkaç tane.

18 Şubat 2012

Tanıştığımıza memnun olup olmadığımı henüz bilmiyorum...




Yeni tatlara ben açığım da kocam pek değildir aslında. Ama nedense markette hiç fikrimizin olmadığı meyve ve sebzeleri sepete atmakta da üstüne yoktur.  Bu da bir kaktüs meyvesi, adı da "Dragon Meyvesi" imiş, sonradan öğrendim. Dolapta bu akşamki yenme macerasını bekliyor, belki de yenememe. Benim gibi bir meyve canavarını üzecek kadar kötü değildir umarım tadı.


13 Şubat 2012

Yeni Kayıt :)



Onca aydan sonra biriktirdiklerimle buradayım. Geçenlerde bu şehirde tanıştığım ve içimin kaynadığı arkadaşlarımdan birine, sevgili Nurgül'e blogumdan bahsettim. Sonra kendim de onca zamandan sonra döndüm  baktım kendi bloguma... eski bir dost gibi ve de hasretle. Evet beni daha önce takip etmiş olanların bildiği gibi, ben Defne, pamuk kız Duru'nun annesi, Cidde'den bildiriyorum :).


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails