28 Aralık 2006

Temenni




Herkese, sevdikleriyle birlikte, iyi bayramlar ve mutlu başlangıçlar...

17 Aralık 2006

Aniden Mahlepli Çörekler !


Önceki hafta eşimin ailesi birkaç günlüğüne misafirimiz oldular. Güzel zaman geçirdik şüphesiz ama koşuşturmamız da eksik olmadı :). Annem ve babam, dünürlerine hoşgeldiniz ziyareti için gelecekleri akşam, işten eve gelince, çayın yanında değişik bir tat olsun istedim. Mahlepli çörekler yapmaya karar verdim aniden. Değişik bir tat diyorum çünkü ben mahlebi daha önce hiç kullanmadım. Elimdeki tarifi sevdim. Nedeni hem katı yağ oranının az olması hem de pratik olması. Sıradan bir tariften, mahlep ile böyle bir tadın ortaya çıkması beklemediğim birşeydi açıkçası. Çay-sohbet-çörek üçlüsü birbirine çok yakıştı o akşam.

1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
2 yemek kasığı toz şeker
50-60 gr oda sıcaklığında tereyağı
1 yumurta
1 tatlı kaşığı mahlep
1 tatlı kaşığı karbonat
1 tatlı kaşığı tuz
2,5-3 su bardağı un

Üzerine: 1 yumurtanın sarısı, çörekotu veya susam

1- Sıvıyağı, şekeri, yoğurdu ve yumurtayı bir çatal yardımıyla çırpın. Mahlebi, karbonatı ve tuzu ekleyin. Yumuşamış tereyağı ve unu da ilave ettikten sonra, elinize yapışmayan ama yumuşak bir hamur yoğurun.

2- Hamurdan parçalar koparıp, şeritler yapın ve herbir şeridi bir ucunun etrafında çevirerek spiraller elde edin. Spiral şeklini verdiğiniz çörekler, yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin. Üzerlerine yumurta sarısını sürüp çörekotu serpin ve 180 derecede ısıtılmış fırına verin. Yaklaşık yarım saatte pişecektir.


Not I : Ben şeritleri biraz kalın ve aceleden dolayı özensiz yapmışım, şişman ve de şekilsiz oldular.

Not II: Fotoğrafların acele ile çekildiği belli oluyor mu? :))

15 Aralık 2006

Ye-17... Kabak Dolması


Sevgili Vildan'ın evsahipliğinde yapılan kabak ye etkinliğine kabak dolması :) ile katılıyorum. Pişirdiğim gün çekemedim fotoğrafını ama ikinci gün, dolmalar bitmeden fotoğraf çekme işlemini de tamamladım. İç malzemesi nane ve dereotu yönünden çok zengin olmasına rağmen, fotoğraftaki dolmada bu pek anlaşılmıyor ama ne yapalım, artık dönüşü yok.

1 kg kabak
1 çay bardağı pirinç
1 parça tavuk ğöğüs eti
1 domates
1 dis sarımsak
1 adet kuru soğan
1 yemek kasığı domates salçası
1/2 bağ dereotu
1 yemek kasığı nane
1 çay kasığı kimyon
1 çay kasığı kırmızı pul biber
1 çay kasığı karabiber
zeytinyağı
tuz

Kabakları yıkayıp baş kısımlarını kapak şeklinde kesin. İçlerini kabak oyacağı ile çıkarın. Kuru soğanı ince ince kıyın (veya rendeleyin), domatesi ve tavuk etini küçük parçalar halinde doğrayın. Dereotunu kıyın (kabağa çok yakıştığından ve de sevdiğimden, çok miktarda taze dereotu kullanıyorum). Sarımsağı da rendeleyin. Malzemelerin hepsini karıştırın. İç malzemeyi kabaklara doldurun, kabakların kapaklarını kapatın ve tencereye yerlestirin. Kabakların üzerine zeytinyağını gezdirin ve sıcak suyunu da ekledikten sonra kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirin. Zeytinyağı miktarını herkes istediğince ayarlayabilir.

04 Aralık 2006

Rengarenk


Bu minik tartları yine bir haftasonu kahvaltısı için yaptım. Daha önce yaptığım peynirli tart hamurunu kullandım. Peynir eşimin memleketinden geldi, "köy peyniri" diye bilirim ben bu peyniri :), oldukça yağlı. Minik tart kalıplarına hamuru yaydıktan sonra, biraz peynir, bir iki parça sucuk ekledim, yumurta sarısını sürüp fırına verdim.

  Posted by Picasa
Eğer çok yorgun değilsem ve de biraz daha erken çıkabiliyorsam o gün bürodan; Çarsamba günleri Yenişehir pazarına uğrarım. Seviyorum ben pazara gitmeyi, sebzeyi meyveyi pazardan almayı. O rengarenk tezgahlar üzerindeki doğal zenginliklerin cazibesi bambaşka benim icin. Market alişverişlerinde o nedenledir sebze meyve reyonuna zorunlu olmadıkça yaklaşmayışım. Geçen hafta yakaladığım renkler bunlar...

27 Kasım 2006

Çıplak Parfe :) ve Dalgalı Saçlar

Hadi şimdi, yok sonra derken oturdum bilgisayarın başına... En sonunda Yazabiliyorum. Biraz önce, aynı bizim yaptığımız gibi, Amerika'ya eşinin eğitimi için Agustos sonunda gitmiş olan, hem meslektaşım hem canım arkadaşımla messenger vasıtası ile görüştüm . Mutlu oldum. O da bir blog sahibi olmak istiyor, umarım yakında katılır aramıza.


Dün öğleden sonra mutfağa girdiğimde, aslında yapmak istediğim sey bu değildi. Ama sanırım hem daha pratik olduğundan hem de bu tür tatlıları pek sevdiğimden :), bir anda bu parfeyi yapmak üzere çark ettim. Diyeceksiniz ki, bu nasıl bir parfe, evet bu henüz giyinmemiş bir parfe, yani çıplakkk! :)) Yapılma sebebi, biricik kardeşimin ve sevgili eşinin bizi akşam çayına davet etmeleriydi. Tembelliğime zamanın kısıtlı oluşu da eklenince, parfenin son halini görüntülemek mümkün olmadı. Anlatsam beni affedersiniz belki diye düşünüp, affınıza sığınıyorum ve işte tarifi:)

1 paket kremşanti
1.5 su bardağı süt
1 paket yulaflı bisküvi
2 paket kakaolu piknik bisküvi
1 paket fındıklı bisküvi
kuru incir, kuru kayısı (evde kalmadığından katamadım ama lezzetine lezzet katıyor)
fındık kırıkları

Üzeri için:
1 paket kakaolu puding
2 bardak süt

Kremşantiyi süt ile hazırlaytıp, içine bisküvileri kücük parçalara kırarak ekleyin. Fındık kırıklarını ve minik minik doğradığımız kuru kayısı ve kuru incirleri de ilave edip karıştırın. Dern bir kalıbın içini poşet ile kaplayıp (sera ile de olur), karışımı kalıba dökün. Ben baton kek kalıbımı kullandım. Yuvarlak bir kalıp da olabilir.Üzerini kapatıp dondurucuya koyun. O dondurucuda bekleyedursun diğer taraftan, pudingi süt ile hazırlayıp ateşten aldıktan sonra, kabuk bağlamaması için arada karıştırın. Parfeyi buzluktan çıkarın, servis etmek istediğiniz tabağa ters çevirin ve poşetten kurtarın :). Puding ılık haldeyken donmuş olan parfenin üzerine yayın. Hindistan cevizi ve isteğinize göre fındıklarla süsleyin. Tekrar buzdolabına koyun ki eriyip şekli bozulmasın.


Benimki gibi dalgalı saçları olan vardır değil mi içinizde? Vardır muhakkak. Saçlarımı açık bıraktığımda, dalgalı yani doğal halini uzun süre güzel bir şekilde muhafaza etmesi için kullanmam gereken bir ürün adına ihtiyacım var. Bu konuda önerileriniz olabilir belki, ne dersiniz, fikir verecek misiniz bana?

17 Kasım 2006

Bürodayım...

Kapıyı açtım, mantomu çıkardım ve pencereye yöneldim hemen. Perdeleri açtım ki, gün ışığı girsin büroya. Gün ışığı güzel de, masa, kitaplık ve koltuklar üzerinde her saat başı alsan yine hemen yerini alan toz tanelerini saklandıkları yerden çıkarıp gösteriveriyor. Neyse birazdan canınıza okurum sizin diyerek toz tanelerine, pencereden sokağı izledim bir süre. Oldukça merkezi ve işlek bir yerde büromuz. Sabah saatlerinde herkes bir hazırlık, temizlik ve telaş içinde ama yine de günün diğer saatlerine oranla pek bir sakin.


Semaverimizde çayımızı demlenmeye bıraktım ve ufak bir "savulun tozlar" operasyonunun ardından, gazetelere göz atmak üzere bilgisayarın düğmesine bastım. Benim aslında çayla aram pek de öyle tiryaki kademesinde değil ama büroda kendim bile inanamayacağım şekilde çay içiyorum. Şu son zamanlarda havanın soğumasının da etkisiyle pek bir sever oldum çayı. Ama şekeri azaltmak ve açık çay içmek gerek diye düşünerek, iki haftadır böyle bir uygulamaya geçtim.


Çaydan bahsetmişken, birkaç hafta :)) önce yapmış olduğum poğaçalar bunlar. Herkesin aslında birbirine genel olarak benzeyen poğaça tarifleri vardır. Benimki de olsun, bir eksik bir fazla farketmez değil mi? Yok yok biliyorum herkes sıkılmıştır klasik poğaça tarifinden, o nedenle tarif eklemiyorum. Yanlız bu poğaçaların içinde sirke olduğunu ve sirkenin de ayrı bir lezzet verdiğini hatırlatmak isterim.

Bugünün, haftanın en sevdiğim günü olması okumam gereken şeyler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor ne yazık ki. Bundan sonrası; sıcacık bir bardak çay, dosyalar, kitaplar ve ben elele, gözgöze :)

14 Kasım 2006

Patatesli * Lorlu Börek


Sevgili Evren'in seçtiği bu harika sebze ile Patates Ye#16 etkinliğine geç de olsa katılmış bulunuyorum. Artık eskisi gibi mutfakta fazla vakit geçiremiyorum, bu nedenle belki size sıradan gelebilecek ama lezzetli bir börek tarifi vermek istedim. Yine vakit darlığından dün akşam yapabildim börekleri :)

Malzemeler:
yufka
sıvıyağ
su
lor peyniri
haşlanmış patates
pul biber
karabiber
tuz
dereotu
1 yumurtanın sarısı
susam



Bütün bir yufkayı tezgahın üzerine serin. Bir kasede karıştırdığınız sıvıyağ ve suyu bir fırça yardımıyla çok fazla ıslatmamak kaydıyla yufkanın üzerine sürün. Haşlanmış patates ve lor peynirini, bir kapta, ezerek karıştırın. İçine ince kıyılmış dereotunu, pul biberi, karabiberi, tuzu ekleyin ve karıştırın. Hazırladığınız yufkanın tam ortasına bu içten uzunlamasına (yufkayı ikiye kesecek şekilde) koyun. Yufkayı ikiye katlayın. Yine yufkanın üzerine yağ ve su karışımından sürün ve rulo yapın. Rulonun üzerine aynı karışımdan ve yumurta sarısından sürüp, 5 veya 6 parçaya kesin, tepsiye dizin. 180 derecede ısıtılmış fırında pişirin.

NOT: Malzemeleri miktar belirterek yazmadım, herkes kendi dilediği miktarda hazırlayabilir. Bir yufkadan 5-6 adet börek elde ediliyor.

10 Kasım 2006

...


"Söylediklerimin hakikat olduğu gün, sizden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur: Beni hatırlayınız."

06 Kasım 2006

Peynirli Tart


Pazar kahvaltımızı renklendirdi bu tart. Yapımı oldukça pratik ve lezzetli. Yanında sıcacık çayınızı yudumlarken bir yandan da gazetenizi okursanız benim gibi, daha bir keyifli oluyor:)

Sofra Dergisi-Ocak 2004 sayısından, peynirli tart (6 kisilik).

Malzemeler:

1 çay bardagi sıvıyağ
125 gr margarin (ben 60 gr tereyağ kullandim)
1 çorba kaşığı yoğurt
1 adet yumurtanın akı
1/2 paket kabartma tozu
aldığı kadar un (kızmayın dergide böyle yazıyor:))
tuz

İç malzemesi:

250 gr beyaz peynir (isteğinize göre azaltıp, arttırabilirsiniz)
yarım demet maydanoz (evde kalmamis, katamadım)
yarım demet dereotu

Üzerine:

1 adet yumurtanın sarısı
süslemek için yeşil zeytin
pul biber


1- Tart hamuru için oda sıcaklığında beklemiş tereyağını, sıvıyağı, yoğurt, yumurta akı ve tuzu bir kapta karıştırın. Alabildigi kadar unu ve kabartma tozunu ekleyip kulak memesi yumuşaklıgında bir hamur yoğurun. Üzerini nemli bir bezle örtüp yarım saat dinlendirin.

2- Hamurdan mandalina büyüklüğünde bir parçayı tartın üzerini süslemek için ayırın. Diğer hamuru, yağlanmış tart kalıbına yayın, kenar kısımlarını yükseltin. Maydanoz ve dereotunu incecik kıyıp, peynirle karıştırın. Bu karışımı tart hamurunun üzerine yayın. Ayırdığınız hamurdan uzun çubuklar yapıp tartın üzerini kafes şeklinde süsleyin.

3- Yumurta sarısını hamurun üzerine sürün ve pulbiber serpin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında kızarana kadar pişirin.

03 Kasım 2006

Armağan

Eşimin, iş nedeniyle bu sabah erkenden -saat 5:30 gibi- Istanbul'a gitmek için yola çıkması gerekti. Ve ben, onu uğurladıktan sonra uykum çook uzaklara kaçtigindan, o vakitten bu yana bilgisayar basindayim. Bugün duruşmamizin olmamasi ne iyi oldu aksi halde uyurgezer halinde dolaşirdim adliye koridorlarinda:) Dedim ki; en iyisi bloguma yeni bir post eklemek ve birkac blog ziyaretinde bulunmak.


Bugünlerde mutfakta sadece aç kalmamamiz icin faaliyet gösterebiliyorum. Tatilden geldikten sonra durum bu malesef. En son tatile girmeden, eşimin annesinin de çok sevecegini tahmin ettiğim kakaolu muffinlerden yaptim. Yine her zaman yaptığım gibi sıradışı olmayan bir kek tarifi ama sade keklerden hoşlanan annemiz tahmin ettiğim gibi çok beğenerek yedi. Gitmeden bir gün önce hazırladım, buzdolabına koydum. Yolculuğa çıkarken paketlerimiz arasında onlar da yerlerini aldılar. Tarif klasik:

3 yumurta
1 su bardagi süt
2 su bardagi un
1 su bardagi toz seker(dileyen biraz daha arttırabilir)
1/3 su bardağı sıvıyağ
1 paket kabartma tozu
1/2 su bardağı kuru üzüm
1/2 su bardagi fındık kırıkları
kakao(istege göre miktarı ayarlanabilir)
1 paket vanilya

Fırını 180 derecede ısıtın. Unu, şekeri, kabartma tozunu, kakaoyu, vanilyayi bir kapta karıştırın. Diger bir kapta yaği, yumurtalari, sütü iyice çırpın. Sıvı karışımı, unlu karışıma ilave edin. Fındık parçalarını, dibe çökmemesi için unladığınız kuru üzümleri katabilirsiniz en son olarak. Çok fazla olmamak kaydıyla karıstırıp muffin kalıplarına dökün, fırına verin.


Hafta içi çok yoğun dolayısıyla yorucu geçti. Cumartesi de işle dolu geçecek. Ne yapalım, Pazar'i favori günüm ilan ediyorum bu hafta:)) Eh, artik hazırlanıp büroya gitmek gerek, yapılacak çok iş var.

31 Ekim 2006

Sarı


Tatilin ardından bir rehavet çöker ya insana, müvekkillerimiz sagolsun, bastırıverdiler Pazartesi gününden:) Fena da olmadı, haftaya oldukça enerjik başladım. Tatili uzatanlardanım ben. Sevgili iş ortagım Ankara dışına çıkmadıgından, eşim de ben de tatili sonuna kadar degerlendirdik. Eşimin ailesinin yanında gecirdik büyük bir bölümünü. Güzel bir Anadolu ilçesinde. Bağlı, bahçeli, neşeli zamanlar...


Her zamanki gibi daldım bahçeye fotoğraf makinem ile. Küçücük bir ayva ağacının hani "boyundan büyük işlere kalkışmış" derler ya işte o hesap, iki küçük dalına sığdırdığı beş-altı ayvadan ikisini seçiverdim. Sonra bir tanesini kopardım dalından, vakti gelmişti. Nasıl da özlemişim daha tozu üstünde meyveyi-sebzeyi dalından koparmayı, kokusunu içime çekmeyi. Malum, buralarda artık çook zor bu kokuyu bulmak. Ayvaya gelince; tabii ki o günün akşamında paylaşılıp, afiyetle yendi:)

22 Ekim 2006

Temenni





Herkese, sevdikleriyle birlikte mutlu bayramlar...

19 Ekim 2006

Yağmur...



Bugün hava güneşli Ankara'da. Yağmur göstermedi yüzünü. Ben yağmurun parlayan yüzünü seviyorum. Önceki gün bana poz veren parlak su damlasını paylaşmak istedim sizinle...

17 Ekim 2006

Ye-15... Cevizli Kadayıf



Lezzetine doyamadigimiz cevizli kadayif tatlilarini annecigim yapmis, getirmis gecenlerde. Malesef firsat bulup da tarifini alamadim kendisinden. Yakin zamanda tarifini de ekleyecegim.

14 Ekim 2006

ELMA*lı ve Fındıklı Kek


Hep anlatilir elmanin faydalari, vucut sagligi, cilt sagligi icin. Ben oyle bir elma asigiyim ki bunlarin bilmeseydim dahi elma ile aramdaki bu kuvvetli bag yine varolurdu. Zaten cok kucuk yaslardan beri elmasiz bir yasam dusunemeyen benim icin faydalarini ogrenmek cok memnun ediciydi ama ben zaten, yedigimden daha fazlasini yiyemezdim:). Lise yillarinda hatirliyorum da, eve annemlerden once gelirdim, uzerimi degistirip ellerimi yikadiktan sonra yaptigim ilk is bir tabak elma yikamak olurdu. Cogu zaman hepsini yerdim. O elmalar kis elmalariydi ve hala tadini unutamadim. Anneannemin bahcesinden, hani su toplandiktan sonra sandiklarda saklanip, sararip olgunlasmasi beklenen elmalar.

Simdilerde esim bile evi elmasiz birakmamak konusunda seferber olmus durumda. Evde elma olmazsa bunalima girecegimi iddia ediyor kendisi:))



Bu kadar elma muhabbeti uzerine hafta icinde yaptigim kekin tarifini eklemek istiyorum. Oldukca basit bir tarif, uzerini elma disinda armut veya erik ile de susleyebilirsiniz.

3 yumurta
1 su bardagi toz seker
1 su bardagi sut
1/3 su bardagi siviyag veya 100 gr eritilmis tuzsuz tereyagi(ben siviyag kulandim)
1 paket kabartma tozu
1 cay kasigi tarcin
1 paket vanilya
2.5 su bardagi un
1/2 su bardagi findik kiriklari
2 adet elma

Fırını 180 C’ye ısıtın. Un, şeker, vanilya, tarcin ve kabartma tozunu karıştırın. Ayrı bir kapta yumurtaları, sutu ve sıvıyağı çırpın. Unlu karışımi, yumurtali-sutlu karisima ekleyin. En son findik kiriklarini ekleyin ve soyle bir karistirin. Hamuru kalıba doktukten sonra, soyup yariya boldugunuz elmalari uzerlerine cizik atilmis sekilde kek hamurunun uzerine dizin ve firina verin.

08 Ekim 2006

Haftasonu...nasil gecti anlamadim yine!




Evet nasil gectigini anlamadim yine haftasonunun. Temizlikti, camasirdi, mutfak isleriydi derken gecip gidiverdi iki koca gun. Buna ragmen her Cuma seviniyorum, haftasonu geldi diye. Bir de dusunun ki ben kendi isimin patronuyum. Randevu, durusma ve diger islerime gore ayarlama yaparak, diledigim zaman burodan cikabilirim. Ama haftasonu keyif demek, esinizle, ailenizle ortak gecirilecek zaman demek, saati kurmadan uyumak demek. Degil mi? Cogu zaman disari cikip birseyler yapmayi aklimizdan bile gecirmiyoruz. Sonuc olarak haftasonlarina doyamiyoruz biz, ya siz?

02 Ekim 2006

Tavuklu Milfoyler ve Korku


Uzun zamandir milfoy hamuru almamistim. Gecenlerde bir paket attim alisveris sepetine. Hepimiz biliriz ki milfoy hamuru, oldukca lezzetli tarifler ortaya cikarabilecegimiz ama yag orani yuksek bir hamur. Bu nedenle bizim evde, tuketimini aza indirgedigimiz urunlerden. Belki de bu uzun aradan dolayi, bu tavuklu milfoyler cok iyi geldi bana:)

Tavuk gogsunu hasladim, didikledim. Pul biber, karabiber, cok az tuz ve minik minik, dogradigim sarimsaklari da ekledim. Cevizi iri iri parcaladim onu da ilave ettim. Soyle bir karistirdim bu ic malzemeyi. Bir yandan dondurucudan cikardigim, hafifce cozulmus milfoy hamurlarini, muffin kalıplarına gelisiguzel yerlestirdim. Ortalarina hazirladigim icten koydum. Dilerseniz milfoylerin acikta kalan kisimlarina yumurta sarisi surebilirsiniz. Firinda kizarana kadar pisirdim.

Bugun gune oyle basladim ki, hala tuhaf hissediyorum, etkisini atamadim uzerimden. Evden otobuse binmek icin ciktim, duraga dogru ilerlerken, sag tarafimda bir karalti hissettim. Dondum ki ne goreyim siyah iri bir kopek bana dogru hizla kosuyor. Benden tabii kocamaaan bir "Aman Tanrim" cigligi yukseldi. Durakta bekleyen cok tatli bir universite ogrencisi kizin bana dogru ilerledigini farkettim. O arada kopek sakinlesti ve dondu gitti. Meger hemen arkamdaki yoldan gecen arabaya heyecanlanmis ve ona dogru kosmaya baslamis bu yaramaz. Daha once de boyle bir deneyimim oldugundan yuregim agzima geldi. Elim ayagim titredi acikcasi. Iki ay oldu eve tasinali, goruyordum etrafta birkac tane basibos dolasan kopek ama kimseye zararlari yoktu. Kulaklarinda da bir cesit damga veya muhur oyle birseyleri var bu kopeklerin. Ama insan ne kadar kendini telkin etse de sakin olmiyor. En azindan ben olamadim. Kactim mi? Hayir kacmadim ama cigligi patlattim iste:)))

29 Eylül 2006

Turuncu


Sonunda ben de kabak tatlisi yaptim. Belki de yapmasi dunyanin en kolay tatlilarindan ama simdiye kadar denememistim. Eee annemin yaptigi lezzetine doyum olmayan kabak tatlilarindan sonra cesaret edemedim belki de. Carsamba gunu Yenisehir pazarindan gecerken aldim kabak dilimlerini. Satan amca bir de tarif etti nasil yapacagimi, sagolsun. Kabak da hakkını verdi tatlının. Evde sadece ben sevdigimden, aldıgım 1 kg kabagın sadece yarısını kullandım.

1/2 kg kabak (soyulmus ve de dilimlenmis)
1 su bardagı veya biraz az toz seker
1/4 cay bardagı su

Kabak dilimlerini bir tencereye koyup üzerine şekeri serptim, suyunu da ekleyip, orta ateşte kabaklar yumuşayana kadar pişirdim. Kabak tatlısının olmazsa olmazı cevizdir de orada bir sorunum vardı. Evdeki ceviz bitmisti ve ben kabak tatlısı yapmayı planlamıs olmama ragmen ceviz almayı unutmustum. Bu durumda ne yapılır? Evdeki cifte kavrulmus fındıklardan uzerine serpilip, cevizli kabak tatlısı yiyormus taklidi yapılır:) Bu arada, fındıklı kabak tatlısı da hic fena sayılmaz.

27 Eylül 2006

Bir "Açık Büfe"den...Bir "Annem"den

Sevgili Mutfak Robotu'm sormus bir onceki postuma biraktigi yorumunda; hala takilarla mi ugrasiyorum diye:)) Yok yok, hallettim ben o işi, cikariverdim hepsini ortaya, hergun biriyle basliyoruz gune. Yani kararimi uygulamaya koydum coktan:) Gelin gorun ki, haftaya halsizlik, vucudumda bir kirginlikla basladım. Dun buroya bile gelemedim, sabah ufak bir isim vardi, onu halledip eve dondum ve dinlendim. Aksi halde bugun de buroda olamayacaktım.


Yukarıdaki fotografta gordugunuz patates corbası, sevgili Nezaket'ten bir tarif. Denedim ve cok begendim. Her ne kadar esimin klasik corbalar dısında hicbir corbayi (kuskonmaz corbasi haric) icme istegi olmasa da; bu nefis patates corbasini ona da icirmeyi basardim. Havalarin sogumaya basladigi su gunlerde tavsiye ederim. Tarifini burada bulabilirsiniz. Afiyet olsun simdiden!


Bu guzel renkler de annecigimin epeyce emek sarfedip yaptıgı ama sonucunda inanilmaz bir lezzetle ortaya cikan biberli ezmeye ait. Tarifini en kisa zamanda yazacagim. Dolu verdigi kavanozun dibi gorunmeye basladi bile. Sagol canim annem, ellerinden operim.

18 Eylül 2006

Karar


Amerika'da oldugumuz iki yıl, cok sade ve tekduze bir tarz edinmisim kendime. Aslinda zaten sade olmayi seven birisiyim ama tekduze olmak mi, asla! Evde bir suru kolye, kupe bana bakiyorlar, ben de onlara. Sanirim artik bu bakismaya bir son verip, eski zamanlara donmeli.

14 Eylül 2006

Ilk Etkinlik Heyecanı


Sevgili Elvan cok guzel bir konu secmis bu ayki etkinlik icin. Katildigim ilk etkinlik. Aslında daha ozenli olmak isterdim ama oyle dar vakite sıgdırmak zorunda kaldım ki, ancak bu kadarı ıle karsınızdayım. Tarif pratik ve yemegin goruntusu cok guzel. Genelde domatesli, salcali soslar tercih edenler icin farklı ve tam bir vejetaryen lezzeti. Tarifi elimdeki bir vejetaryen yemek kitabindan uyguladım.

Ben, vaktim az oldugundan ve de etkinlik icin yaptıgımdan, ancak bu tabakta gordugunuz yemegi ortaya cıkaracak kadar malzeme kullandım. Sız malzeme miktarını kendinize gore ayarlayabilirsinız.

Malzemeler:

1/4 paket spagetti
1 yemek kasıgı tereyag
1 yemek kasıgı zeytinyagı
3-4 adet kucuk boy mantar
1 kucuk sogan
1 kucuk kırmızı biber
1 havuc
1 dis sarımsak
tuz
karabiber
pul biber(istege gore)
birkac damla limon suyu

Hazırlanmasına gelince:

1- Bir tencereye su ve tuz koyup kaynatın. Spagettiyi bu kaynamıs suda 10 dakika haslayın. Haslanınca bır kenarda suzun.
2- Makarnaları haslanmaya koyunca bir yandan bir tavada, zeytinyagında piyazlık dogranmıs soganı ve ince kıyılmıs sarımsagı pembelestirin. Arkasından kırmızı biberi, ince uzun dogranmıs havucu, mantarı ve pul biberi de ekleyin. Biraz su ve birkac damla limon suyu katın. Dileginize gore hazırlayabilirsiniz, ben sebzelerı biraz diri severim, oyle de yaptım. Ocaktan indirmeden karabiberını katmayı unutmayın:)
3- Suzdugunuz spagettiyi muffin kalıplarının icine catal yardımıyla kıvırarak yerlestirin. Bir tavada erittiginiz tereyagını kasık veya fırca yarıdımyla uzerine surun. Bu haliyle fırına verın. Kızarmaya baslayınca fırından alın.
4- Servis tabagına cıkardıgınız spagetti toplarının uzerıne sebzeli karısımdan koyarak servis yapın.

NOT: Hazırlayacagınız sebzeli karısımı kabak veya patlıcan gıbı sebzelerle zenginlestirmenizi tavsiye ederim. Lezzetini artıracagından hic suphem yok.

Bir dahaki etkinlikte hazırlanmak icin daha cok vaktim olmasını diliyorum simdiden :)

07 Eylül 2006

Buradayım...


Evet buradayım. Hersey duzene gırdı. Elde olmayarak ihmal ettıgım bloguma da duzen gelsın, artık yazayım, paylasayım ıstedım. Ev duzenımızı kurduktan sonra, buro acmak ıcın kolları sıvadım. Aılemızden dıger bır uyenın de meslektasım olması ve bu durumu bırlıkte degerlendırmek ısteyısımız sonucunda dıledıgımız gıbı bır buromuz oldu. Isıme, meslegıme bu kadar cabuk donebılmekten dolayı mutluyum. Memleketımızdekı hayatımıza ayak uydurmak bazı acılardan kolay, bazı acılardan zor oldu. Bu konuda ıcımı ayrı bır postta dokmek ıstıyorum.

Mutfakta eskısı kadar vakıt gecıremıyorum su aralar. Ama makarna ye etkınlıgıyle hem etkınlıklere katılmaya baslamak hem de artık bloguma yenı bır tarıf eklemek ıstıyorum. Anlayacagınız ıstıyorum da ıstıyorum :)) Bu arada yenı evımızdekı mutfagımızı da sevıyorum, daha oncekılerın aksıne alabıldıgınce genıs ve rahat. Bakalım ne yemekler, pastalar cıkacak bu mutfaktan?

16 Ağustos 2006

Merhaba!


Turkiye'den merhabalar! Oldukca yogun gecen bir aydan sonra tekrar yazabilmek rahatlatici. Gecen bu bir aylik surede neler oldu bitti daha sonraki yazimda aktarmayi dusunuyorum. Gordum ki bircok arkadasim da tatildeler, dinleniyorlar. Evet donduk, biraz telas, biraz yorgunluk ama daha cok; sevinc, kahkaha, mutluluk... Daha ne ister gonul?! Ilk gunler yasanan uyku problemi yuzunden erken saatlerde uyanip, gunesin dogusunu izlemeler ki bu uykuyu coook seven esim icin mucizevi, sasilasi bir durumdur:)), annemlerin balkonunda yakaladigim orumcek arkadasin sabahin ilk isiklariyla sanat eserine kaldigi yerden devam edisi... Hersey yolunda:)

NOT: Fotografi tiklayip orumcegin guzelim agini daha net gorebilirsiniz.

14 Temmuz 2006

Donuyoruz


Yarin yani Cuma sabahi cikiyoruz yola, donuyoruz memleketimize. Heyecanli ve ayni zamanda cok mutluyuz. Bu uzun yolculuk nasil gecer, nasil biter bilemiyorum ama sonunda ailelerimize kavusmak var ya herseye deger. En kisa zamanda tekrar yazmaya calisacagim. Turkiye'den merhaba demek uzere hoscakalin.

08 Temmuz 2006

Kucuk Mutluluklar



Su siralar, sicak ve nemli havanin bogucu etkisi altinda gunler gecerken...beni en cok mutlu eden iki yiyecek huzurlarinizda :)

03 Temmuz 2006

Benzemez Kimse Sana


Cok degil, 6 yil once tanistik. Adliye binasinin onunde, avukatlik stajimiza basladigimiz gun gordum ilk defa kendisini. Oyle zarif ve tatliydi ki. Ayni stajyer grubundaydik. Cok sey paylastik, cok seye birlikte sevinip, birlikte uzulduk. Ben bunaldigimda, sakinligi ve destegiyle yanimda veya telefonun diger ucunda oldu hep. O bunaldiginda, rahatlikla, evim daginik mi, ne ikram ederim, ustum basim, sacim ne durumda dusunmeden, "hadi atla gel" dedigim dostum o benim. Su siralar yaninda olmayi ve ayni sozcukleri soylemeyi, onun da hep yaptigi gibi; yarim saat icinde kapiyi calmasini, paylasmayi cok isterdim. Buralarda cok aradigim, simdi yanimda olsaydi diye cok kereler hayiflandigim, yasadigim pek cok seyi, yasadigim anda paylasmak istedigim.

Simdi yaz geldi ya, senin cillerin de cikivermistir ortaya. Soyle camin onunde kurulup koltuklarimiza, cay icip, kisir yemeyi ozledim ben seninle. Dedikodu yapmayi, gulmeyi, aglamayi. Birbirimizden cok sey ogrendik. Tek bir gun incinmedim. Kocaman guzel gozlerini hep gulerken gormek istedigim canim, Sevgicigim'in, hakimlik sinavini kazandigini ogrendim bugun. Emeginin karsiligini almis olmasi oyle mutlu etti ki beni. Basarilarin ve mutluluklarin daim olsun, sorunlarin kus olup ucsun canim dostum.

29 Haziran 2006

Misir Ekmegi ve Menekse Guzelleri


Malum, donus hazirliklari icinde evdeki kalan mutfak malzemelerini tuketmek de var. Bu malzemelerden biri de misir unu. Bu durumda ne yapilir? Tabii ki ilk akla gelen: misir ekmegi. Bugune kadar yaptigim ikinci:) ve en lezzetli misir ekmegi oldu diyebilirim. Belki uzerini biraz daha kizartabilirdim ama boylesini tercih ettim.

1 su br. misir unu
1.5 su br. normal un
1/2 cay br. zeytinyagi
1 su br. sut
1 yumurta
kekik
kirmizi pul biber
1 cay kasigi kabartma tozu
bir tutam toz seker
bir cay kasigi tuz

Yumurtayi, sutu ve zeytinyagini bir cirpici tel yardimi ile karistirin. Bir baska kapta, misir ununu, normal unu, kabartma tozunu, sekeri, tuzu ve baharatlari karistirin. Unlu malzemeyi, sivi malzemeye ekleyin. Biraz karistirdiktan sonra, kek hamurundan biraz daha yogun bir hamur cikiyor ortaya. Kaliba dokup, onceden isitilmis 175 derecelik firinda pisirin.


Yuruyus yaparken cektim fotografini menekse guzellerinin. Nasil da zarifler degil mi? Agacin golgesine yerlesmis olmaktan istifade edip, hicbir canliya nefes aldirmayan bu sicak havada, boyle canli canli poz verdiler.

26 Haziran 2006

Acma ve Pogaca Kardesler :))


Acmanin mayali pogacadan belirgin farki, bezelerin arasina tereyagi konmasi olabilir mi? Onun disinda malzeme miktarlariyla kendinizce oynayarak mayali bir hamur yapiyorsunuz. Bir diger sey de; mayali pogacalara konandan daha fazla toz seker konuluyor galiba. Bircok blogger arkadasim acma tarifi verdi bloglarinda, hepsi de birbirinden nefis gorunen. Birkacini inceledim, derleme bir tarif cikararak denedim.

1 su br. ilik sut
1 su br. ilik su
1 paket kuru maya(bulundugum yerde yas maya yok)
1 su br.'ndan az zeytinyagi
1/2 su br. toz seker
2 yumurta(sarilari uzerine surulecek)
2 tatli kasigi tuz
aldigi kadar un
bir miktar tereyagi
susam veya corekotu

Bir kapta, mayayi, ilik su ve toz sekerle mayalanmaya birakin. 5-6 dakika sonra sutu, unu, zeytinyagini, yumurta aklarini ve tuzu ilave edin. Yumusak bir hamur yogurun ve hamuru uzerini orterek, ilik bir ortamda, 45 dakika kadar dinlenmeye birakin ki kabarsin. Dinlenen hamurdan parcalar alip pogaca acar gibi acin ve icine kucuk bir miktar tereyagi koyup yuvarlayin. Yuvarlanan bu bezeleri kivirarak uzatin ve uclarini birlestireek halkalar yapip tepsiye dizin. 15 dakika da bu sekilde kabarmasini bekledikten sonra, uzerine yumurta sarilarini surup, susam serpin ve onceden isitilmis firinda pisirin.


Ben tereyagini bir cay kasigindan cook daha az koydum bezelerin arasina, tam da bildigimiz yagli acma lezzetinde olamadilar bu yuzden ama esim, yerken pek memnundu halinden. Bir kismini acma seklinde diger kismini da yuvarlak pogaca seklinde yaptim. Tabii ki yuvarlak pogacalarin icine tereyagi degil, birkacina peynir, bikacina da zeytin koydum. Dedem, zeytinli pogacalari cok severdi ve ara ara annemden yapmasini isterdi. Esim de annemin zeytinli pogacalarini yedikten sonra hep zeytinli ister oldu pogacalari, mayalisi veya mayali olmayani, hic farketmez, zeytinli olsun da! :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails