30 Nisan 2006

Bir Tatli, Bir Tuzlu / Denemeler-I


Sultan lokumu bunlar. Bir sure once Portakal Agaci tariflerini turlarken gormustum. Ilk denememde cok begenmistik. Gecenlerde, hastanede yatan arkadasim icin yaptim, eve de kaldi. Tarifteki olculerin yarisini yaptim; cok bereketli bir tarif, bayramlarda misafirlere sunmak icin birebir bence. Ufak degisiklikler de yaptim. Ornegin bence margarin miktari cok yuksek, yagi yari oraninda azalttim ve de tereyagi kullandim margarin yerine. Tarcini karisimin icine ekledim, cevizi de uzerine kondurdum:)

Tarifini, malzemeleri ve yapilisini, orjinal haliyle burada gorebilirsiniz. Boyle hos bir tatliyla tanistirdigi icin Hatice'ye tesekkurler.)



Bu peynirli pogacalarin da sekillerini Yemek Deryasi'ndan odunc aldim:) Sevgili Derya oyle guzel anlatmis ki yapilisini, tiklayip gorebilirsiniz. Yukarida da belirttigim gibi, margarini az kullanmaya ozen gosterdigimden kendi tarifime uyguladim bu bulbul yuvasi sekillerini. Benimkiler biraz buyuk ve de farkli oldular, eh ne yapalim, herkesin bir tarzi var degil mi?:)

Hamur Malzemeleri;

1/2 su br. sut
3 yemek kasigi yogurt
60 gr. tereyagi
1 cay br. zeytinyagi
2 yumurta (1'inin sarisi disina surulecek)
1 tatli kasigi sirke
1 tatli kasigi tuz
1 cay kasigi toz seker
1 cay kasigi kabartma tozu
aldigi kadar un

Ic Malzemesi;

beyaz peynir
kekik
pul biber

Iki tarifi de denemenizi tavsiye ediyorum, pisman olmayacaksiniz.

27 Nisan 2006

Bir Festivalden Izlenimler


Gectigimiz hafta sonu festival vardi yasadigim sehirde. Bu sehrin festivali eksik olmaz, muzikle icice bir yer burasi. Caz muziginin dogdugu yer diye bilinir. Caz ve blues sehri. Cok unlu caz muzisyenleri bu sehirde dogmus, buyumus ve yetismis. Blues da ayni sekilde, blues notalari caz notalariyla birlesmis cogu zaman, iste ben bu tur muzigi dinlemekten cok keyif aliyorum, hele de karsimda usta bir muzisyen veya muzisyenler varsa.

Cumartesi gunu gittim festivalin aktivitelerinin yapildigi meydana. Sehrin merkezinde bir alanin adini tasiyor bu festival zaten. Her zamanki gibi hava cok sicakti, ama cok da guzel bir gundu, gunluk guneslik. Herkes serilmisti cimlere, canli muzik yapan gruplari dinliyorlardi. Bu sehir bir kez daha, atlattigi o buyuk badireden sonra bile ne kadar orjinal bir sehir oldugunu, tipik bir amerikan sehri olmaktan cok uzak oldugunu kanitladi bana. Her telden insan var burada, agirlikla zenci (african-american)dir nufusu, bilmem malum olaydan sonra hala oyle mi ama zencilerle bir butun bu sehir bence. Latin muzigi calan grupla cosan, danseden ciftler, rock muzikle kendinden gecen gencler ve caz dinlerken imrenerek baktigim yaslari ilerlemis ama her daim genc ruha sahip insanlar...






Cok guzel bir gun gecirdim ama icime sinmeyen birsey vardi ki o da esimin yanimda olamayisiydi. Sinavlarinin cok yakin olmasi nedeniyle evde calisir halde birakmistim onu. Arkadaslarimla da plan yapamamistim, son ana kadar kararsiz kaldigimdan. Eh, ben de bol bol fotograf cekerek gecirdim gunu... Eve gelince cok guldum kendime. Sebep su ki; bazi video cekimlerinde muzige kendini kaptirmis kameraman ben, tutamamisim kendimi hem dansedip hem cekim yapmisim. Dolayisi ile benim cekimler de ufak ufak dans etmisler:)). Ne yapayim, harika latin sarkilar calan, soyleyen bir grup vardi ki kimse engel olamadi kendine, daha yapamadilar attilar toplulugun onune kendilerini, bir guzel kurtlarini doktuler. Bu arada profesyonelce danseden bir kac cift de dikkatimden kacmadi. Ne kadar guzel boyle dansedebilmek diye dusundum ve imrendim onlara. Sonra ara sokaklara daldim, festivalin yapildigi alan ve civarindaki sokaklarda hep resim galerileri, antikacilar ve restoranlar vardir. Mimari de sahsina munhasirdir. Cilgin insanlarla dolar tasar yasadigim yer hep bu festival zamanlarinda ve aslinda normal zamanlarda da:) Her an bir marketin veya magazanin reyonlari arasinda, magazanin hoparlorlerinden yayilan muzige o Allah vergisi yetenegi ile ayak uyduran zenci bir cocuk veya kadin gormeniz mumkundur. Herseye ragmen hayatin cok tatli oldugunun kaniti gibi bunlar...







Iste sokaklarda dolasirken Cumartesi gunu, rastladigim bu cilgin, farkli ama bir o kadar da tatli insanlari fotograflarla olumsuzlestirdim nacizane. Birisi bir cafede canli muzik esliginde yaptigi o muhtesem danstan hemen sonra poz verdi bana bastonu ve sapkasiyla, digeri kostumunu giymis acele acele gidiyordu yaninda bisikleti. Dansedip sarki soyleyen kuklalar ise mola vermis, dinleniyorlardi. Daha pek cok detay var fotografini cektigim ama ileride bir gun paylasmak istiyorum sizinle. Onumuzdeki hafta sonu da "Caz Festivali" var. Esimin sinavi da var ayni gunlerde. Gidip gormeyi, caz muziginin tadini cikarmayi da istiyorum. Bir de fotograf albumume birkac sayfa eklemeyi...

NOT: Fotograflar uzerine tiklayip buyutulerek bakilirsa daha net .

22 Nisan 2006

Minik Ekmekler ve Avokado Sosu


Kahvaltilik minik ekmekler. Yumusacik, arasinda peynir ve maydanoz ile cok da guzel oluyorlar. Gecenlerde yaptim ama bloga koymak icin ancak bugun firsat bulabildim. Aslinda cok bilinen ve kolay uygulanabilen bir tarifi var:

1/2 su br ilik su
1/2 su br ilik sut
1 paket kuru maya
1 tatli kasigi toz seker
1 tatli kasigi tuz
1/2 cay bardagi zeytinyagi(dileyen arttirabilir veya bir parca da tereyagi ekleyebilir)
un

Su, sut, maya, seker ve tuzu 5 dakika kadar mayalanmaya birakiyorum. Daha sonra zeytinyagini,kucuk bir parca tereyagini ve unu ekliyorum. Hamur oldukca yumusak olmali, yani henuz elinizi birakmamis olmali:) Yarim saat kadar hamuru kabarmaya birakiyorum. Dilerseniz hamuru sekil verip tepsiye dizdikten sonra biraz daha bekletebilirsiniz kabarmasi icin.



Gelelim avokadoya...Avokado Turkiye'deyken pek sik tukettigimiz bir meyve degildi. Buraya geldikten ve faydalarini da ogrendikten sonra, arada bir kahvaltida ekmek ustune surmek icin veya tostitos cipslerimizi icine daldirmak suretiyle yemek icin hazirliyorum bu sosu. Avokado hucre koruyucu bir madde iceriyormus ve protein bakimindan cok zenginmis. Daha burada sayamayacagim bircok faydali ozelligi var. Yanliz oldukca kalorili bir meyve.



Aslinda avokado ile hazirlanan bu sosa Guacamole deniyor ama benim hazirladigim sosta sogan yok, domates var. Iki tane avokadoyu soyup cekirdeginden ayirip catalla eziyorum. Limon suyu, tuz, minik kupler halinde kesilmis domates ve kokusunun sorun olmayacagi bir gunse bir miktar sarimsak ezip ekliyorum, karistiriyorum ve sosumuz haziir. Dileyen zeytinyagi katabilir kucuk bir miktar, ben tercih etmiyorum zira avokado zaten oldukca yagli (aslinda doymamis yag bakimindan zengin) bir meyve. Dekoruma gelince, onlar da avokadolarin cekirdekleri:)))

21 Nisan 2006

Sobelendim!

Pinar sobelemis beni;

1- Hayatınızın merkezinde olan, yapılması tehlike içeren işleriniz?

Hayatimin merkezinde tehlike iceren islerin ne isi var diyecegim ama meslegimin beni tehlike iceren durumlarla karsilastirabilme olasiligi da var.

2- Melodilerin arkasından kan ter içinde gittiğiniz, vazgeçemeyeceğiniz müzik lezzetleriniz?

Rock, blues, turkuler...Bir de "ud"um var evde yillardir dokunmadigim:(

3- Yediğiniz halde '' ben bununla doymam'' diyecek kadar karşısında zayıf olduğunuz yemekler ?

Iyiki yemek"ler" denmis yoksa benim icin cevaplamak oldukca zor olacakti:);
zeytinyagli yaprak sarmasi,
iskender kebap,
dondurma...

4- İzlemekten keyif aldığınız halde rayting canavarına maruz kalıp yayından kaldırılan diziler ?

TRT'de yayinlanan "Yeditepe Istanbul" dizisini seyrederdim, bilmem rayting canavarina mi yakalandi yoksa gercekten bitme vakti mi gelmisti, uzulmustum bittigine onu hatirliyorum sadece.

5- Şu an '' Ben burada ne yapıyorum? Kim getirdi beni buraya?'' gibi sorulara maruz kalmaksızın ruhunuzun olmak istediği yer ?

Yakinda donuyoruz Turkiye'ye, ailemle karsilasacagim ve kucaklasacagim o an, eh bu durumda, o yer de havaalani olacak muhakkak:)

6- Sobelediğiniz diğer blogger/lar?

Bloglarinda birbirinden guzel tarifleri paylasan,
Nezaket,
Safran Mutfakta,
Nilufer,
ve eger firsat bulabilirse canim arkadasim Acalya tarafimdan sobelenmislerdir:)


16 Nisan 2006

Bir tembelin pilav ve tatli hikayesi!


Dun aksamustu yuruyusu cok keyifliydi ama eve dondugumde, yemek olmadigini hatirlayinca ufak capli bir "Ne yapsam?" bunalimi yasadim. Sonra aklima buzlukta epeydir bekleyen etler ve haslanmis nohut geldi. Nohut yemegi yapmak icin yeterli miktarda degildi, ben de etli ve nohutlu pilav yapmaya karar verdim. Evlenmeden once soganli ve tavuklu pilav denemistik annecigimle, sevdigim icin arada bir yapar olmustum ama bu sekilde hic denememistim. Kirmizi et bizim evimizde pek tuketilmez, bu sekilde etin daha bir keyifle yenebilecegini dusundum bir de.

Once eti kusbasi dogradim ve tencereye koydum, kendi suyunda pismeye biraktim, biraz sonra dogramis oldugum sogani, bir sure sonra da konserve mantarlari ekledim. Suyunu birakip, tekrar cekti. Baktim etler hala sert, evdeki marine sosundan kattim, birkac dakika sonra ocagin altini kapattim. Etler yumusadilar gercekten:) Sosun kattigi hos tadi da unutmamak lazim. Pirinci islatmistim onceden. Tereyagi ve zeytinyagi karisiminda pirinci kavurdum. Etli, soganli ve mantarli karisimi, haslanmis nohutlari ekledim, karistirdim. Bir bardak pirinc kullandigimdan, bir bucuk bardak sicak suyu ekleyip pisirdim. Tuzunu unutmadim tabii. Malzemeler icinden sadece pirincin miktarini soyleyebildim cunku hersey spontane gelisti ve evdeki malzemeleri degerlendirmek icindi. Bu pilavin bir adi varsa veya bir yoreye aitse de bu konuda hicbir bilgim yok. Esim pilavi sadece sehriyeli sever. Bizim evde yeni tatlar denemeye merakli olan benim:) Sonucta ortaya cikan lezzet pek de yabana atilacak cinsten degildi. Yaninda bol yesillikli salata ve yogurt iyi gidiyor diyebilirim.


Aksam yemeginin uzerinden biraz vakit gecer, nescafe iceriz, esimin cani kahvenin yaninda tatli ister muhakkak. Yuruyus, yemek uydurma:) ve yapma calismalari derken yorulmustum tabii. Eh bu durumda ne yapilir, hazir browni karisimindan faydalanilarak yapilan browniler afiyetle yenir. Evet kabul ediyorum sira tatliya geldiginde tembellik yaptim ben!

15 Nisan 2006

Bir yaz esintisi...




Buraya yaz geldi artik, bahar coktan veda etti bize. Baharin baslattigini yaz devraldi, etrafimiz sicacik renklerle dolu. Eh tabii gunes isiklari da daha bir yakiyor tenimizi bugunlerde. Evlerde klimasiz oturamiyoruz, sicaklik neredeyse 30 derecenin uzerinde. Bugun disaridaki esintiden faydalanip ciktim, hem yuruyus yapmis oldum hem de fotograf cekmek firsatini buldum. Yurudum sokaklarda...yakaladigim birkac detayi sizinle paylasmak istedim.

11 Nisan 2006

Susamli Cubuk Keyfi



Arada sirada yaparim susamli cubuklar ama itiraf edeyim bunlar harika. Daha once yaptiklarimdan daha citir daha bir lezzetli oldular. Sevgili Sibel'e, cubuklar firinda diye yorum birakmistim. Iste susamli cubuklar...Evet evet yanilmadiniz, bu susamli cubuklar Sibel'in Kahvesi'nden. Esim cok sevdi. Zaten bu cubuklar da, onun calismalari sirasinda ictigi sayisiz fincan cayin yaninda yemesi icin yapildilar. Belirtmek istedigim bir detay var; tarifin icindeki limon suyunun yarattigi degisiklik. Sanirim bu nedenle cubuklar bu kadar kitir kitir dagiliyor insanin agzinda. Denemenizi tavsiye ediyorum, iste tarifi!

Su anda isteyim, cayim yanimda, birkac da susamli cubuk...

09 Nisan 2006

"Baby Shower Hatirasi"

Dun bir arkadasimin "Baby Shower"ina davetliydim, gittim tabii ki. Baby Shower hamileliğin 3. dönemine girdikten sonraki bir zamanda yapılan "Bebek Öncesi Partisi". Geleneksel olarak Amerika ve Avrupa'da yapiliyor bu partiler ama sanirim artik bizim ülkemizde de ragbet gormeye basladi. Bence guzel bir uygulama, hem dogum sonrasinda olabilecek muhtemel psikolojik ve bedensel zorluklar dusunulurse, bu sekilde keyifli, rahat, eglenceli bir gun gecirilebiliyor. Hediyeleri de unutmamak gerek tabii:) Ortalik pembe oldu bir anda, anlayacaginiz uzere bebegimiz kiz. Ben bir tanesi pembe cicekli, bir digeri fistik yesili elbiseler aldim, battaniyesi, sapkasi vs...Gelen diger hediyeler, hepsi ayri ayri oyle zevkli, oyle sirinlerdi ki... Arkadasimin mutlulugu yuzunden okunuyordu, hediyeleri acarken. Sanirim prensesin hemen hemen tum ihtiyaclari giderildi. Fotograftaki minik de evsahibince bizlere verilen ufak hediyeler arasindaydi. Parti bitiminde, arkadas olan eslerimiz de katildilar bize. Eve geldigimde anladim ki guzel gecen, sohbet ve kahkaha dolu bir gunun sonunda bile yorulurmus insan. Herkese boyle yorgunluklar dilerim...

06 Nisan 2006

Ozlenen Peynirli Corekler



Kizartma bizim evde sevilir ama hic de oyle sikca yapilip yenilmez saglik acisindan. O nedenle, ayda yilda bir yaparim ben. Belki ondan daha da bir lezzetlenir yerken:) Cook uzun aradan sonra peynirli corekler kizarttim. Aslinda genelde yagsiz tavada, bazlama pisirir gibi yapmayi tercih ederim ama esim boyle daha cok seviyor. Ona da surpriz oldu uzun bir aradan sonra bu corekler. Biraz buyukce hazirladim, babaannem rahmetli boyle buyuk buyuk yapardi corekleri. O sacda hazirlardi, tadina doyum olmazdi. Nasil hazirladigima gelince, malzemeler asagida yazdiklarimdan ibaret.

*3 su bardağı un
*1 yumurta
*su
*tuz
*ic malzemesi: beyaz peynir, maydanoz (istenirse)

Un ve su miktarini hazirlamak istediginiz hamur miktarina gore ayarlayabilirsiniz. Yumusak ama elinize yapismayacak bir hamur yogurun (kulak memesi kivami bu muydu?:). Bezelere ayirin. Merdane yardimi ile cok kalin veya cok ince olmamak sartiyla yuvarlak sekilde acin. Yarisina ic malzemeden koyup, diger yarisini ustune kapatin. Kizgin ve bol yagda kizartin. Bir seferde, bol miktarda yag koyarsaniz tavaya ve yag yeterince kizgin olursa corekler de cok yag cekmezler. Tecrubeyle sabittir!!

05 Nisan 2006

Yaprak Sarmasi


Sevgili Banu yaprak sarmasi yaparken cektirdigi fotografini koymus ya bloguna, canim cekti gorunce. Tabi baskasi hazirlasa ben yesem daha makbule gecerdi ama oyle bir ihtimal olmayinca is basa dustu. Isten gelince, dolapta bekleyen yaprak kavanozunu aldim elime, ben ona baktim, o bana. Sonuc? Fotografta gordugunuz sarmalar cikti ortaya. Ben pirinc, sogan, domates, nane, dereotu, baharat karisimindan hazirlarim ic malzemeyi, annemden ogrendigim gibi, aksi halde cok yavan gelir. Pek bir begendik bu sefer yaptigim sarmalari. Bir seyi yapmayi gonulden istersem daha lezzetli oluyorlar, esim de bilir ve hemen anlar. Evet yorgunluktan dolayi bir gel-git yasadim ama canim istemisti bir kere...

04 Nisan 2006

Herhangi bir haftasonu


Dusundum de hafta ici is-guc, yorgunluk derken farkli yiyecekler hazirlayamiyorum, daha rutin oluyor soframiz. Ama hafta sonu hem vaktim oluyor hem de halim degisik bir seyler hazirlamaya. Bu sefer de oyle oldu. Ozellikle kahvalti icin farkli birseyler hazirlamayi seviyorum. Cumartesi gunu de bu nedenle, daha once Yesim'in Mutfagi'nda(http://yesiminmutfagi.blogspot.com/2005/09/sarmsakl-ekmekler.html ) gordugum sarimsakli-domatesli ekmeklerden hazirladim, cok da lezzetliydiler.



Yaninda kekikli, peynirli, pul biberli omletimizle birlikte hos bir sohbet de eklenince keyfimize diyecek yoktu. Ustune ailelerimizi arayip, hasret giderdik biraz olsun. Sonra cikip arkadaslarimizla gorustuk. Eve geldigimizde saat 15:30 gibiydi. Arkasindan ben ani bir kararla yakindaki alisveris merkezine gittim, gezdim:)

Cumartesi aksami icin yemek yoktu, neden bilmem canim sulu yemeklerden istemedi. Esimin de fikrini alarak kumpir hazirladim. Patatesleri firinda pisirip, ikiye boldum. Sicak sicak tereyagini, tuzu ve kasar rendesini ekledim. Uzerine kucuk kucuk kesilmis kornison tursu ve konserve misir koydum, ketcapla herseyi tamamdi. Mayonezi mumkun oldugunca tuketmemeye calisiyoruz; o nedenle mayonez yoktu bizim kumpirlerimizde. Patatesler biraz sekilsizdi ama tatlari cok guzeldi.



Pazar sabahi, hep oldugu gibi esimden erken uyandim, kahvalti icin ekmek pisirdim. Her zamanki ekmek hamurundan ama bu sefer birazini cevizli-kekikli, birazini da yulafli hazirladim. Kekik biraz az olmus, bir dahaki sefer daha cok kekik koyacagim. Mutevazi olmayacagim, cok guzel oldular:)Benim makinem yok, hamuru kendim yoguruyorum. Yakinda misir ekmegi pisirmek istiyorum. Tum gun evdeydim, yuruyuse de cikmadim, tuhaf bir halsizlik var uzerimde, havalar cok isindi burada belki onun etkisi...Evi toparladim, camasirlar, yemek derken aksam yemegi, bulasiklar...kendimi koltuga zor attim.

Sabah isyerinde yazayim dedim ama fotograflari yuklerken bir sorun cikti. Isten eve geldim, birseyler atistirdim, kahvem yanimda yazmaya devam. Hava cok sicak, klima calisiyor, yok kahveyle de olmayacak, uyku bastiriyor. Esim gelene kadar kestirsem mi biraz ?...zzz

02 Nisan 2006

Sobelendim!

Pinar sobelemis beni,

1- Einstein'in sobeledigi kimdir ve neden?

Vallahi ben degilim:)

2- Okudugunda seni en cok etkileyen kitap

"Nietszche Agladiginda"

3- Takip ettigin dergi

Yargitay Kararlari Dergisi

4- Gunluk okudugun gazete

Milliyet, Hurriyet, The Wall Street Journal

5- En yaramaz cocukluk anin

4-5 yaslarindayken, annemle ogle uykusuna yatip, onu uyutup, oturdugumuz ikinci kattaki dairenin penceresinden ayaklarimi asagiya sallayarak oturup, disariyi izlemistim:)

6- Televizyon yapimcisi olsan yapmak istedigin program ne olurdu

Dogayla ilgili bir program olabilir

Sobeledigim kim mi? Tabii ki sevgili Pirik ve Tuna.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails