31 Ekim 2006

Sarı


Tatilin ardından bir rehavet çöker ya insana, müvekkillerimiz sagolsun, bastırıverdiler Pazartesi gününden:) Fena da olmadı, haftaya oldukça enerjik başladım. Tatili uzatanlardanım ben. Sevgili iş ortagım Ankara dışına çıkmadıgından, eşim de ben de tatili sonuna kadar degerlendirdik. Eşimin ailesinin yanında gecirdik büyük bir bölümünü. Güzel bir Anadolu ilçesinde. Bağlı, bahçeli, neşeli zamanlar...


Her zamanki gibi daldım bahçeye fotoğraf makinem ile. Küçücük bir ayva ağacının hani "boyundan büyük işlere kalkışmış" derler ya işte o hesap, iki küçük dalına sığdırdığı beş-altı ayvadan ikisini seçiverdim. Sonra bir tanesini kopardım dalından, vakti gelmişti. Nasıl da özlemişim daha tozu üstünde meyveyi-sebzeyi dalından koparmayı, kokusunu içime çekmeyi. Malum, buralarda artık çook zor bu kokuyu bulmak. Ayvaya gelince; tabii ki o günün akşamında paylaşılıp, afiyetle yendi:)

22 Ekim 2006

Temenni





Herkese, sevdikleriyle birlikte mutlu bayramlar...

19 Ekim 2006

Yağmur...



Bugün hava güneşli Ankara'da. Yağmur göstermedi yüzünü. Ben yağmurun parlayan yüzünü seviyorum. Önceki gün bana poz veren parlak su damlasını paylaşmak istedim sizinle...

17 Ekim 2006

Ye-15... Cevizli Kadayıf



Lezzetine doyamadigimiz cevizli kadayif tatlilarini annecigim yapmis, getirmis gecenlerde. Malesef firsat bulup da tarifini alamadim kendisinden. Yakin zamanda tarifini de ekleyecegim.

14 Ekim 2006

ELMA*lı ve Fındıklı Kek


Hep anlatilir elmanin faydalari, vucut sagligi, cilt sagligi icin. Ben oyle bir elma asigiyim ki bunlarin bilmeseydim dahi elma ile aramdaki bu kuvvetli bag yine varolurdu. Zaten cok kucuk yaslardan beri elmasiz bir yasam dusunemeyen benim icin faydalarini ogrenmek cok memnun ediciydi ama ben zaten, yedigimden daha fazlasini yiyemezdim:). Lise yillarinda hatirliyorum da, eve annemlerden once gelirdim, uzerimi degistirip ellerimi yikadiktan sonra yaptigim ilk is bir tabak elma yikamak olurdu. Cogu zaman hepsini yerdim. O elmalar kis elmalariydi ve hala tadini unutamadim. Anneannemin bahcesinden, hani su toplandiktan sonra sandiklarda saklanip, sararip olgunlasmasi beklenen elmalar.

Simdilerde esim bile evi elmasiz birakmamak konusunda seferber olmus durumda. Evde elma olmazsa bunalima girecegimi iddia ediyor kendisi:))



Bu kadar elma muhabbeti uzerine hafta icinde yaptigim kekin tarifini eklemek istiyorum. Oldukca basit bir tarif, uzerini elma disinda armut veya erik ile de susleyebilirsiniz.

3 yumurta
1 su bardagi toz seker
1 su bardagi sut
1/3 su bardagi siviyag veya 100 gr eritilmis tuzsuz tereyagi(ben siviyag kulandim)
1 paket kabartma tozu
1 cay kasigi tarcin
1 paket vanilya
2.5 su bardagi un
1/2 su bardagi findik kiriklari
2 adet elma

Fırını 180 C’ye ısıtın. Un, şeker, vanilya, tarcin ve kabartma tozunu karıştırın. Ayrı bir kapta yumurtaları, sutu ve sıvıyağı çırpın. Unlu karışımi, yumurtali-sutlu karisima ekleyin. En son findik kiriklarini ekleyin ve soyle bir karistirin. Hamuru kalıba doktukten sonra, soyup yariya boldugunuz elmalari uzerlerine cizik atilmis sekilde kek hamurunun uzerine dizin ve firina verin.

08 Ekim 2006

Haftasonu...nasil gecti anlamadim yine!




Evet nasil gectigini anlamadim yine haftasonunun. Temizlikti, camasirdi, mutfak isleriydi derken gecip gidiverdi iki koca gun. Buna ragmen her Cuma seviniyorum, haftasonu geldi diye. Bir de dusunun ki ben kendi isimin patronuyum. Randevu, durusma ve diger islerime gore ayarlama yaparak, diledigim zaman burodan cikabilirim. Ama haftasonu keyif demek, esinizle, ailenizle ortak gecirilecek zaman demek, saati kurmadan uyumak demek. Degil mi? Cogu zaman disari cikip birseyler yapmayi aklimizdan bile gecirmiyoruz. Sonuc olarak haftasonlarina doyamiyoruz biz, ya siz?

02 Ekim 2006

Tavuklu Milfoyler ve Korku


Uzun zamandir milfoy hamuru almamistim. Gecenlerde bir paket attim alisveris sepetine. Hepimiz biliriz ki milfoy hamuru, oldukca lezzetli tarifler ortaya cikarabilecegimiz ama yag orani yuksek bir hamur. Bu nedenle bizim evde, tuketimini aza indirgedigimiz urunlerden. Belki de bu uzun aradan dolayi, bu tavuklu milfoyler cok iyi geldi bana:)

Tavuk gogsunu hasladim, didikledim. Pul biber, karabiber, cok az tuz ve minik minik, dogradigim sarimsaklari da ekledim. Cevizi iri iri parcaladim onu da ilave ettim. Soyle bir karistirdim bu ic malzemeyi. Bir yandan dondurucudan cikardigim, hafifce cozulmus milfoy hamurlarini, muffin kalıplarına gelisiguzel yerlestirdim. Ortalarina hazirladigim icten koydum. Dilerseniz milfoylerin acikta kalan kisimlarina yumurta sarisi surebilirsiniz. Firinda kizarana kadar pisirdim.

Bugun gune oyle basladim ki, hala tuhaf hissediyorum, etkisini atamadim uzerimden. Evden otobuse binmek icin ciktim, duraga dogru ilerlerken, sag tarafimda bir karalti hissettim. Dondum ki ne goreyim siyah iri bir kopek bana dogru hizla kosuyor. Benden tabii kocamaaan bir "Aman Tanrim" cigligi yukseldi. Durakta bekleyen cok tatli bir universite ogrencisi kizin bana dogru ilerledigini farkettim. O arada kopek sakinlesti ve dondu gitti. Meger hemen arkamdaki yoldan gecen arabaya heyecanlanmis ve ona dogru kosmaya baslamis bu yaramaz. Daha once de boyle bir deneyimim oldugundan yuregim agzima geldi. Elim ayagim titredi acikcasi. Iki ay oldu eve tasinali, goruyordum etrafta birkac tane basibos dolasan kopek ama kimseye zararlari yoktu. Kulaklarinda da bir cesit damga veya muhur oyle birseyleri var bu kopeklerin. Ama insan ne kadar kendini telkin etse de sakin olmiyor. En azindan ben olamadim. Kactim mi? Hayir kacmadim ama cigligi patlattim iste:)))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails