28 Mart 2007

Damla Çikolata Fukarası Kek ve Kırmızı Vazonun Fısıldadıkları


Dün eve gittiğimde hergünkü kadar halsiz ve de tembel :) hissetmediğimi farkettim. Anneciğim odasında uzanmıştı, fırsattan istifade annem ve babama akşam çayın yanına hoşlarına gidecek sürpriz bir kek yapmak istedim. Yaptım da! Annemin epeydir kullanmadığı büyük kalıbını çıkarttım dolaptan. Kekin parçalanmadan çıkıp çıkmayacağı konusunda şüphelerim vardı ama esaslı bir yağlama ve de unlama ile, kalıptan beni üzmeden, tam bir tekerlek görünümünde çıktı. Yoksa can simidi mi demeliyim? :)

Ben yukarıda gördüğünüz keki yaparken bir buçuk ölçü kullandım. Verdiğim malzemeler ise bir ölçü miktarları. Kalıbınızın büyüklüğüne göre ayarlayabilirsiniz.

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı sıvıyağ
1/2 su bardağı hindistan cevizi
2 su bardağı un
1/2 su bardağı damla çikolata (bir baktım ki kutuda çok az kalmış, çikolata fukarası oldu kekimiz, bu nedenle)
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 su bardağı ceviz kiriklari

Hazırlanması:

Kek kalıbını güzel bir şekilde katı yağ ile yağlayın, az miktarda unu eşit şekilde kalıba serpiştirin. Fırını 175 C'ye ısıtın. Yumurtaları mikserle çırpın, toz şekeri ekleyip çırpmaya devam edin. Sütü, sıvıyağı, hindistan cevizini, unu , kabartma tozunu ve vanilyayı ilave edin. Çok fazla olmamak kaydıyla karıştırın. Damla çikolataları unlayarak, ceviz kırıklarıyla birlikte, hazırladığınız karışıma ekleyin. Spatula yardımı ile şöyle bir karışmasını sağlayın. Kek karışımını kalıba döküp, ısınmış fırında 45 dakika kadar pişirin.


Bir arkadaşınız var, gerçekten arkadaş ama hani şu iyi gün dostlarından değil...Oysa yurtdışına gitmeden bir süre önce yani 3.5 yıl kadar önce tanımışsınızdır kendisini. Bunun zaten iki yılını o uzak diyarda geçirmişsinizdir. O sürede bile, pek çok yakın hissedip öyle adlandırdığınızdan daha yakın olmuştur size, e-mailleriyle yanlız bırakmamış, çok şaşırtan aynı zamanda mutlu eden, sürpriz haberler bile vermiştir size...Yani paylaşmaya her daim açık olmuştur...

İyi veya kötü günümde, yanlız bırakmamıştır beni. Şu koşuşturmalı dönemde ben istediğim kadar yanında olamıyorum onun ama telafi ederiz biz kendisiyle bu durumu. Şimdi tüm bunların yukarıdaki vazoyla ne ilgisi olabilir diye düşünmeyin. Senenin başında doğmuş olan fındık burunlu oğlunun mevlüdüne katıldığımda, nereden bilebilirdim elimde böyle güzel bir armağanla eve döneceğimi. Üzerinden zaman geçti, içimden geldiği gibi yazmak istedim, bugünmüş zamanı. Gülay'cığım, canım arkadaşım, iyi ki varsın!

23 Mart 2007

Üzümlü *Fındıklı *Kakaolu..... Paskalya


Son üç buçuk aydır, yani eşimin askerliği süresince annem ve babamla yaşıyorum ya, mutfakla ilgili çok az faaliyetim var. Anneciğimin elinden çıkan o her daim lezzetli yemekler yetiyor bana. Pasta, börek veya tatlı konusunda ise, onlar zaten eskisi kadar yemiyorlar sağlıkları için, ben de yaparsam yerim diye düşünüp uzak durmaya çalışıyoruym. Ama eşim döndüğünde durum değişecek tabii :). Hem zaten denemek istediklerim listesi öyle uzadı ki. Bu arada bu paskalya da, hani işte son zamanlarda ayda yılda bir sıklığında yaptığım şeylerden biri. Biraz uydurma oldu ama sonuç güzeldi.

Hamur Malzemesi:

1 su bardağı ılık süt
1/2 su bardağı ılık su
1 paket kuru maya
4 yemek kaşığı şeker
1 tutam tuz
1/2 çay bardagi sıvıyağ
1 yumurta (beyazi icine, sarisi ustune)
1 çay kasigi mahlep
aldığı kadar un

İç malzemesi:

1.5 yemek kaşığı kakao
1 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı toz şeker
1/2 çay bardağı çekirdeksiz üzüm
fındık kırıkları

Üzerini süslemek için: Susam ve fındık kırıkları


Bir kapta, mayayı ılık su ve toz şsekerle mayalanmaya bırakın. 10 dakika sonra sütü unu, sıvıyağı, yumurta akını, tuzu ve mahlebi ilave edin. Yumuşak bir hamur yoğurun ve hamuru üzerini örterek, ılık bir ortamda, 30 dakika kadar dinlenmeye bırakın ki kabarsın. Dinlenen hamuru tezgah üzerine büyük bir dikdörtgen şeklinde açın. Diğer bir tarafta küçük bir tavada tereyağını eritin, kakaoyu ve 2 yemek kasigi sekeri yağ ile karıştırın. Açtığınız hamurun üzerine bu kakaolu karışımı yayın, üzerine fındık kırıkları ve kuru üzümleri eşit şekilde serpin. Açtığınız ve iç malzemesini üzerine yaydığınız dikdörtgen şeklindeki hamuru uzun kenarından başlayarak rulo yapınız. Daha sonra ruloya, bir ucundan içeri kıvırarak, spiral şeklini verin. 15 dakika da bu sekilde kabarmasını bekledikten sonra, üzerine yumurta sarısını sürüp, susam ve fındık kırıklarını serpin. Önceden ısıtılmış fırında, 180 C'de pişirin.

21 Mart 2007

Güneşli... Pazarda...Güvercinlerle...Yağmur Duası.....


Bugün duruşmamızın olmaması ve de adliyedeki işlerimizi önceden halletmiş olmanın da etkisiyle bürodaki işlerle uğraştım. Saat 13:00 gibi, Yenişehir pazarının Çarşamba günleri kurulduğunu hatırlayıp, büroyu sevgili ortağıma devredip, dışarı attım kendimi. Dışarısı" günlük güneşlik" tabirini tam anlamıyla yaşatıyorken insana, iki görüşmemizin de saat 16:00'dan sonra oluşu bana rahat rahat bu güneşin keyfini çıkartarak, pazara yürüme fırsatını verdi. Ne zamandır zeytinyağlı enginar yapmak istiyorum annemle babama. Aslında şu sıralar kuşkonmaz arıyorum, bilmem zamanı mı değil ama bulamadım henüz pazarlarda. Konserve değil, tazesini istiyorum kuşkonmazın ama pazarcıların çoğu ne olduğunu bile bilmiyorlar. Belki bu konuda Ankara'lı olup da, "Şurada rahatlıkla bulabilirsin, şu zamanda." diyen çıkabilir, bekliyorum :). Pazarı keyifle dolaştım, son etkinliğin etkisiyle (ki malesef katılamadım bu etkinliğe), özellikle teyzelerin getirdiği çeşit çeşit otların bulunduğu bölümde oyalandım. Sonra büroya döneceğim için, sadece enginar, yemeğini ıspanaktan daha çok sevdiğim pazılardan iki demet aldım ve kitapçıma da uğrayıp döndüm işimin başına. Şimdi penceremin önünde kendilerini güneşe vermiş iki güzel güvercinin arkadaşlığı eşliğinde yazıyorum yazımı. Nasıl da mutlular! Bu güneşli günün kendince tadını çıkarmış biri olarak, beklenmedik bir şey dileyeceğim. Yağmur istiyorum, hem de esaslı bir yağmur.

12 Mart 2007

Aldım - Kullandım - Sevdim

Açalyacığım sobelemiş beni... Yeni bir sobe; alıp severek kullandıklarımız hakkında. Ben de aklıma geliveren birkaç ürünü sıraladım.



Görünce hiç düşünmeden aldığım kitap altlığı... Tabii ki daha çok mutfakta işime yarıyor. Yemek veya pasta-börek yaparken, kitaplarımı ve dergilerimi, daha düzenli ve kirletmeden kullanabiliyorum bu altlık sayesinde.








Saat... En sevdiğim aksesuar. Takmayı unutmuşsam canım sıkılır bu işe :). Yandaki de sevdiğim iki saatimden biri, bir Chicago gezisi esnasında çok beğenerek almıştım. Nedir ki özelliği, bu kadar çok beğendin derseniz; sadeliği.








Takı kutusu... Yine Amerika'dayken sıkça yaptığım alışveriş merkezi gezilerinden bir hatıra :). Aslında sadece bileklik ve küpelerimi koyabiliyorum içine ama kolyeler için de bir çözüm bulmak üzereyim.






Gelelim sonuncu ama en değerlisine :)... Beni yakından tanıyanlar bilirler ki fotoğraf çekmeyi çoook severim. Hatta Açalya, bu konuda kendimi daha çok geliştirmem için birşeyler yapmamı ister ve bekler benden :). Ben şimdilik, vakit yok bahanesinin arkasında gizlendim ama daha iyi bir makine alıp daha iyi fotoğraflar çekmek istiyorum, hem de çok. Ne malum, gizli yeteneklerden biriyimdir belki de :)).

Bir başkasını sobelemeden olmaz. Sevgili Münevver, Butterfly Aslı, Acemi Aşçı İpek, Neverland ve Jale sobeledim sizi!

06 Mart 2007

Keyfin Hayali... Hayalin Keyfi


Mart, baharın müjdeci ayı... Hoş, bu sene biz kışı da pek hissetmedik. Hem de Ankara gibi, her sene birkaç ayı kar ve soğuk ile içiçe geçiren bir şehirde :). Uzun zamandır aklımda saksı, toprak, tohum vs fikirleri uçuşup duruyor. Geçen yaz Amerika'dan dönüşümüz, arkasından birbiri ardına yerleşme, iş telaşları derken hayata geçirilemeyen balkon keyifleri kalıvermiş zihnimin bir köşesinde. Bu yaz öyle olmamalı, oturduğumuz evin balkonu nasıl da uygun hayalimdeki keyifleri yaşatmaya bir bilseniz. Kararlıyım, küçük bir bahçeye sahip olacağım bu geniş mekanda ve sardunyalarıma bakarak çayımı yudumlayacağım. En çok sardunyalarım olsun istiyorum, ha bir de kocaman bir saksı fesleğen mutfağımın penceresinde. Tohumdan yetiştirmeyi seviyorum ben, hani o her sabah merak ve heyecan içinde saksılara yönelirsiniz ama hep sizin telaş içinde olduğunuz, unuttuğunuz bir zamanda şaşkınlık verici şekilde merhaba derler. Gerçekten sürpriz olur size bu merhaba. Gururla karışık çocuksu bir mutluluk yayılıverir içinize.


Bahçesi olup da sebze, yetiştiren arkadaşlarımıza imreniyorum. Evet hobi bahçeleri var kiralanıp da bu zevki yaşayabileceğimiz ama ben o kadar vakit bulabilir miyim?... Hiç sanmıyorum. Bahçeden sebze toplama keyfini, en azından bu duyguyu eşimin ailesini görmeye gittiğimiz zaman yaşıyorum. Bu durumda balkonumla yetinmek zorundayım. Hafta sonlarında eşimle yapacağımız karşılıklı kahvaltı keyfine, arkadaşlarımız veya ailelerimizle biraraya geldiğimizde yapacağımız neşeli sohbetlerimize renk katacak bir balkon hazırlamak istiyorum kendimce. Şimdi sıra gerekli hazırlığı yapmaya geldi. Bir yerden başlamak lazım, zamanını geçirmeden...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails