25 Nisan 2007

Vakti geldi!


Yaklaşık iki hafta kadar sonra evim ve de gönlüm şenlenecek, evimin beyi :) askerlik görevini bitirmiş olarak evine dönecek. Onu uğurladıktan sonra yazdığım yazımda, zaman bizim için hızla akıyor demiştim...Öyle de oldu, zaman akıp, geçti, kavuşma vakti geldi. Gelsin, aile boyu heyecan, mutluluk ve daha keyifli zamanlar bekliyor bizi önümüzdeki günlerde. Birkaç gün Ankara'da kalıp, sonra eşimin ailesini ziyarete gideceğiz ki, baharda pek bir hoştur oralar. Müstakil, bahçeli evlerinin balkonunda, kuş cıvıltıları eşliğinde kahvaltı sohbetleri yapılacak ve bu bizi her zaman olduğu gibi dinlendirecek. Aynı balkonda sabah kimse uyanmamışken o sessizlikte kitap okumak, hiçbirşey yapmadan manzaraya karşı çay içmek....

Kahvaltı keyfi demişken... Sabahları kahvaltınıza salatayı dahil edip, tazecik kıyılmış maydanoz, minik minik doğranmış kıpkırmızı bir domates, kokusu üstünde salatalık dilimleri ve tüm bunların üzerine gezdirilmiş saf sızma zeytinyağının bu kahvaltıya kattığı zevki bilir misiniz? Özellikle gerçek mevsimini yaşayan sebzelerle yapılmış bir salata bizim yaz kahvaltılarımızın vazgeçilmezidir.

21 Nisan 2007

Ye - 21 ... Baharatlı (Marine Edilmis) Tavuk


Etkinliklere şöyle orjinal bir tarif ile katılmak istiyorum. Ama ben bulduğum o tarifi önceden deneyip güvenilirliğini ve lezzetini test etmeliyim ki size gönül rahatlığı ile sunabileyim. Dar zamanda yapılabilecek birsey değil bu. Eh, benim de zamanım gerçekten dar bu sıralar, birçok şeye yetişmeye çalışıyorum. Birçoğunuzun bildiği, belki de tattığı bir tarifle katılıyorum Emel'in, Yemek Aşkı isimli blogunda düzenlediği bu etkinliğe. Ama baharatlı tavuk sevenlerin bayılacağı bir tarif olduğunu düşünüyorum.


Tavuk etini marine edeceğimiz sos için gerekli malzemeler:

1 yemek kaşığı yoğurt
1 tatlı kaşığı domates salçası
1 dolu çay kaşığı köri
isteğiniz miktarda karabiber ve pul biber
1 yemek kaşığı zeytinyağı
iki büyük diş sarımsak(rendelenmiş)



2 parça tavuk göğüs etini küçük parçalar halinde doğrayın. Diğer tarafta çukur bir kap içinde marine için gereken tüm malzemeleri iyice karıştırın. Tavukları bu kaba aktarıp hazırladığınız sosa bulayın. Ben, tuzunu bu aşamada ilave etmiyorum. Kabın ağzını kapatarak buzdolabında isteğinize göre 1 gece veya benim yaptığım gibi 2-3 saat bekletin. Sosu iyice içine almış olan tavukları, yanmaz bir tavada, bir miktar sıvıyağ ile pisirin. Ocaktan almadan tuzunu da ilave edin ve karıştırın. Büyük bir servis tabağına önce kıvırcık marul yapraklarını, sonra sırasıyla tere yapraklarını, salatalık dilimlerini ve havuç rendesini koyun. Üzerine hazırladığınız baharatlı tavukları koyup servis edebilirsiniz.

17 Nisan 2007

Beklenen Merhaba ve Kahveli Kek

Bir buçuk ay kadar önce "paylaşmıştım" sizinle. Keyfin hayalini kurmuştum, tohum alıp balkonumda saksılara ekerek, merhaba demelerini bekleyeceğim diye yazmıştım. O yazımdan hemen sonra tohumları aldım ben, ama ekme işlemi gecikti biraz. Hem vakit bulamadım hem de havalar tekrar soğuyuverdi o hafta.


Neler mi ektim? Maydanoz, nane, dereotu, fesleğen ve renkli karanfiller. Yazında sardunyalar istiyordun en çok, bahsetmemişsin derseniz, cevabım sanırım onları hazır alacağım olacak. Yakında bir "sardunya operasyonu" var anlayacağınız :).

Bu arada güvercinler yüzünden badireler atlatan iki tane tarh var ama bir tanesi eski sağlığına kavuştu. Diğerine tekrar ekim yaptım. Geç merhaba diyecek onlar malesef. Ne pişkin kuşlar bu güvercinler yahu(!), hala ısrarla dolanıyorlar balkonumun civarında. Ama güvercinlerle savaşı, balkonda çeşitli önlemler alarak ben kazandım sanırım. Ben bu kuşları, "büromun penceresinin önünde", güneşe kendilerini verip sohbet ederken daha çok seviyormuşum meğer :).


Paylaşmak istediğim;
bir buçuk ay önce keyfin hayalini kurarken sanırım bir o kadar zaman sonra, hayalin keyfini sürmeye başlayacağım.


Gectiğimiz günlerde yaptığım (Türk) kahveli kekin tarifini de eklemek istedim. Türk kahvesi aromasını sevenler için güzel bir tarif diyebilirim. Örneğin, babam severek yerken, annem birkaç çataldan sonra ancak alışabildi :) . Tercih sizin.

Malzemeler:

2 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
3/4 su bardağı süt
50 gr margarin(eritilmiş)
1/2 paket kabartma tozu
1 tatlı kasığı Türk kahvesi
1 tatlı kasığı kakao
2 su bardağı un
vanilya

Kremasi:

2 su bardağı süt
2 yemek kaşığı toz şeker
2 tatlı kaşığı buğday nişastası
1 tatlı kaşığı pirinç unu
vanilya

Üzerine:

fındık kırıkları

1- Yumurta ve şekeri mikser yardımıyla çırptım. Süt ve margarini ekleyip çırpmaya devam ettim. En son un, kabartma tozu, kahve ve kakaoyu ekledim ve iyice karıştırdım. Hazırladığım karışımı, 22 cm'lik kilitli kalıba boşalttım ve önceden ısıtılmış, 150 dereceye ayarlanmış fırında 35-40 dakika pişirdim. Keki fırından çıkarıp soğumaya bıraktım.

2- Kremasına gelince, bildiğimiz gibi yani tüm malzemeleri birleştirip, muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırdım. Aman siz dikkat edin de benim gibi pirinç unu ve buğday nişastası miktarlarını birbirine karıştırmayın :P.

3- Hazırladığım kremayı, soğumuş olan kekin üzerine yaydım ve fındık kırıkları ile süsledim.

15 Nisan 2007

Nacizane Duygular

Hani insanlar vardır, onları, önce düşüncelerinden, yazdıklarından, sanal dünyadan yansıttıklarından tanımışsınızdır. Görünüşleri davranışları hakkında hiçbir fikriniz yoktur, aslında bunun sizin için yansıttığı o soyut ama olumlu ipuçlarının yanında hiç önemi yoktur.

"İpek" böyle birisi benim için :). Siz onu, "Acemi Asçı" olarak biliyorsunuz zaten. Yüzyüze görüşmeden, telefonda sesini duyup da katıksız pozitif enerji aldığım, komplekssiz, sade, özgüveni gelişmiş, ağzını açtığında karşısındakine kendini dinletmeyi bilen, hoş sohbet, tatlı mı tatlı ve de güzel bir kadın. Öyle ki, onunla zaman nasil geçti anlamadım. Geçtiğimiz günlerde, tam da onun yeni atlattığı ve canını çok sıkan bir trafik kazasının sonrasında, büromda beni ziyareti sayesinde görüştük İpek ile.



















Beni mutlu eden hediyesine ne demeli? "Mimi"'nin tabiriyle, "pitipiti" lerden hazırlanmış bir hediye ki benim o çoook sevimli hukuk kitaplarıma daha bir sevimlilik kattığı kesin :)). İpekciğim, ben de tatlı bir tesdüfle, tam da hediyeni fotoğraflayacağım gün karşıma çıkan bu pitipiti ile teşekkür etmek istedim. Daha once blogunda ilettiğim sözlerle bitirmek istiyorum, birlikte nice keyifli zamanlar gecirmeyi dileyerek...

"Zihnimde ve kulaklarımda kalan hoş bir sohbet, yüzümde tatlı bir gülümseme, gözümün önünde uçuşan pitipitilerle...çoook keyifliyim ben..."

12 Nisan 2007

Sıra bende! :)

Bu kadar çok sayıda arkadaşım tarafından sobeleneceğim aklıma gelmemişti ama öyle oldu. Tuba, Nükhet, Calimero, Canan, Kübra, Kamile, Ceylan, Nilufer ve İpek'ciğim tarafından sobelendim. Bu sobeden kaçış yok :).


"Bembi"ciğim ilk kez etkinliklere katılıyor olmanın heyecanıyla hazırlamış olduğum makarna senin için. Sen de çizimlerinle sobelersin diye düşündüm :). Ben de bir çizim isterim ama...sobeleyen olarak :P.






"Seda" için...








"Pınar" için...







********

1.1. Daha once yasadiginiz 3 sehir?

Kırşehir, Ankara, New Orleans

1.2. Tatil icin gittiginiz, gördüğünüz ve önermek istediginiz 3 yer?

San Francisco, Monterey ve İstanbul (tabii ki tatil için)

1.3. Yasamak istediginiz (görmediginiz de olur) 3 şehir?

Yaşadığım şehirden memnunum :) Ama emekli olduktan sonra en azından sonbaharlarda, Bloomington-İndiana benzeri, küçük bir yerleşim yeri fena olmazdı. Orada beni mest eden, öyle bir sonbahar geçirdim ki...Ama görmek istediklerim derseniz, Mısır ve Japonya şehirleri diye saymaya başlayabilirim :)

2.1. Şu andaki mesleginiz nedir?

Avukatım

2.2. Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Güzel Sanatlar ile ilgili bir meslek olabilir...

2.3. "Kesinlikle ben yapamazdim" dediginiz meslek nedir?

Diş Hekimliği

3.1. Yaşam felsefenizi oluşturan sözlerden biri?

Yaşam felsefem tek bir cümle ile kısıtlanamaz, yazacak çok şey var.

3.2. Bir kitapdan alınma, çok sevdiginiz bir cümle veya paragraf veya bölüm?

.....Geçmişle bugün hep birlikteydi o günlerde, olasılıklar, özlemler, yenilgiler, yenilenmeler hep birbirine geçiyordu. Geçmişle ilgili o tehlikeli sorgulamalar, yaşanan, bir şekilde de olsa yaşanabilecek olan o günlere bir giriş anlamındaydı da biraz. Sessiz, sarsılmayacakmış gibi görünen bir dayanışma. Bir kaçışın bir başka biçimiydi bu elbette. Ama insanın uzun, çok uzun bir hikayeyi gücünün son kertesine kadar yaşayabilmesi olabildiğince tanımak, solumak, istediği bir dünyaya tutunabilmesi için kendisini tüm umarsızlığına karşın araması, bu arayış adına zaman zaman büyük bir savaşımı, içindeki hayalleri hep taşıyarak göze alması gerekiyor....

En Güzel Aşk Hikayemiz / Mario Levi

3.3. Cok sevdiginiz bir siirin bir parcası?

Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir.
Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.
Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir.
Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.
Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

Özdemir Asaf

09 Nisan 2007

Kolay börekten vazgeçilmezlerime...


Bu börek, benim kurtarıcılarımdan. Canımız "derhal" börek istediğinde veya ani bir arkadaş baskınına uğradığımızda başvurabileceğiniz lezzetli bir börek. Ben sevgili Sibel'in, benim uyguladığım tarifi kendi günlüğünde vermiş olması nedeniyle işin kolayına kaçıp tarif için sizi şuraya yönlendireceğim. Her zaman tarifler üzerinde ufak da olsa oynamalar yapan ben yine rahat durmadım. Bu oynamaların bir kısmı malzeme sıkıntısından, bir kısmı da daha küçük bir kalıp kullanmamdan oldu. Küçük kalıp kullandığım böreğin kalınlığından :)) da belli oluyordur. Daha ince yapılmasını tavsiye ederim. Benim böreğimde evde o anda olmadığından, yoğurt ve kaşar peyniri yok malesef...Ama lezzetinden yine de birşey kaybetmedi diyebilirim. Siz de kalıbınıza, elinizdeki yufka miktarına göre malzemelerde rahatlıkla oynama yapabilirsiniz. Deneyin, pişman olmayacaksınız.



************


Sevgili "Bembi" sobelemişti beni bundan bir ay kadar önce...Geciktim kabul ama ben zorunlu olduğum için değil, içimden geldiği zaman ve biçimde yazmayı sevdiğimden ve tabii ki içinde yuvarlandığım koşuşturmacanın da etkisiyle, şimdi paylaşıyorum birkaç vazgeçilmezimi. Vazgeçilmez denince insanın aklına direkt olarak, anne-baba-kardeş, eş gibi manevi boyutu olan kavramlar geliyor ama ben de Bengiciğimin yolundan gidip, dünyevi şeylerden bahsetmek istiyorum.


Düz, beyaz, bisiklet yaka, kısa kollu body/t-shirt... Bu arada sıradan bir t-shirte bile ne kadar sıfat ekledim değil mi? :)) Vazgeçmem , çünkü pek severim pantolon veya etek üzerine süeter ve hırka giymeyi, içine beyaz body ile bu kıyafeti tamamlamayı. Benim klasiğim de budur :).






Ben de zeytinyağı severim pekçoğunuz gibi...Açalya'nın dediği gibi rakipsiz, Bembi'nin dediği gibi doğa harikası. Bembiciğim, senin gibi öyle canım bir bardak içmek isteyecek kadar kul-köle değilim belki ama ekmeğimin ucuyla banabilirim zevkle :) Mutfağımda zeytinyağından asla vazgeçmem!




Fotoğraf makinem ve de fotoğraf çekmek (her ne kadar daha iyi bir modele ihtiyacım varsa da)...Hobi diyebilirsiniz hatta bazen hayatın ta kendisinden kaçış ve bir çeşit terapi diyebilirsiniz. Fotoğraf çekmekten vazgeçmem :).




Papatya'yı ve Canan'ı sobeliyorum ben de :).

04 Nisan 2007

İçimden Gelenler...


Son zamanlarda takip ettiğim blog arkadaşlarıma birkaç tane daha eklendi ki gerçekten keyifle izliyorum yazdıklarını, çizdiklerini ve de pişirdiklerini. Bunlardan ilki daha çok yeni keşfettiğim, "Bir Porsiyon Öykü". Papatya, öyle sade, akıcı ve samimi yazıyor ki ben hergün tıklamaktan kendimi alamıyorum. Öykülerine yakıştırdığı o çok beğendiğim tarifleri de kaçırılmamalı bence.

Bengi'den ve "bengidiyorum" dan bahsetmeden olmaz. O da tatlı bir çizer ve de çok tatlı çizer :). Aynı şehirde bulunduğumuza göre bir gün mutlaka biraraya geleceğimizi düşündüğüm kişilerden biri. Çizimlerine bir göz atmanızı isterim. Bengiciğim, sobelendiğimi unutmadım :), benim vazgeçilmezlerim de çok yakında.

Bir diğeri ise sevgili İpek yani kendi deyimiyle "Acemi Aşçı", bana göre usta bir aşçı ve de duyarlı bir birey. O da yaratıcı, üretici olanlardan :). Bir vesile ile telefonda sesini duymuş olmam bile, bana onun ne kadar pozitif ve içten bir insan olduğunu anlatmaya yetti. Yoksa siz hala kabaklı buğday salatasını görmediniz mi?. İpekciğim yüreğini ferah tut, herşey yoluna girecek:)...


Yukarıdaki üzerlik otundan yapılmış nazarlık da benim şaheserlerimden :). Nazara inanır mıyım? Evet, insanların negatif bakışının karşısındakini olumsuz etkilediğini düşünüyorum ben. Evlenmeden önce, daha yeşilken topladığım üzerlik tohumlarından ve de evdeki artık kumaş parçalarından kendimce hazılamıştım. Öyle kocaman olanlarından değil, kibar birşey bu. Hepimizi kem gözlerden korusun! :).

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails