30 Ekim 2007

MİM... 187. sayfa


Yıllardır yaşadıklarımız az şey değil ki hemen toparlayalım kendimizi, hiçbirşey olmamış gibi eski halimize dönelim. Acıyı paylaşmak, üstüne paylaşmanın sizi taa içinizden acıtması, ne zor. Ben bu ateşin acısını daha önce bizzat yaşayanlardanım. Neyi bekledik ve neyi bekliyoruz?

******

Yine ve de yeni bir sobe...ama benim tarafımdan geciktirilmiş olanından. Ancak yazacak kuvveti buldum kendimde. Bu sefer kural; en yakınımızdaki bir kitabın 187. sayfasındaki ilk cümleyi yazmak. Bu kitabın, çok okunanlardan olması gerekmiyor. Elimize geçen ilk kitap olması önemli. Ben böylesi tesadüfleri daha önce de yaşadım ama bu beni oldukça etkiledi. Beni sobeleyen Münevver'e olan saygımdan dolayı daha fazla geciktirmek istemediğim sobe oyununun gereklerini yerine getirmek için yaklaştım kitaplığımıza. Şöyle bir bakındım yalanım yok, ama karar veremedim. En iyisi gözlerimi kapatır rastgele birini seçerim diyerek, küçük bir oyun oynadım kendi kendime. Aşağılara doğru elimi uzatıp seçtim birini gözüm kapalı. Attila İlhan (şiirlerinde kaybolduğum zamanlar olmuştur)'ın "GAZİ PAŞA" adlı kitabıydı elime gelen. Fazla düşünmeden 187. sayfasını açtım ve karşıma tırnak içinde vurgulanmış olan şu söz çıktı:

"...Ümitsiz vaziyet yoktur, ümitsiz insanlar vardır..."
Söylenecek söz var mı üstüne? Benim yok!

22 Ekim 2007

02 Ekim 2007

Yeniden...

Artık havaların serinliğini, daha çok evlerin içinde, iyiden iyiye hissettirdiği şu günlerde çorba içmek tam bir keyif. Yıllardır, eşimin de isteği ile çorbalarımızı kendim yapıyorum. Evimize kesinlikle hazır çorba girmiyor. Yanlız şu var ki; benim favori çorbalarımla eşiminkiler tamamen farklı :). O, şehriye, mercimek, tarhana çorbalarını daha çok severken, ben domates, mantar, yayla çorbalarını seviyorum. Hele ki mantar ile arası hiç de iyi olmayan bir eşe mantar çorbası içirmek büyük başarı.


Haftasonu, hazırladığım mantar çorbasına da hayır diyemedi. Belki başka çorba alternatifi olmadığından, belki de çorbamın muhteşem lezzetinden :P.

Nasıl yaptım?

1 baş soğanı minik minik doğrayın. Tencerede 1 yemek kaşığı ayçiçek ve 1 yemek kaşığı tereyağ karışımında biraz kavurun. 2 yemek kaşığı kepekli un ekleyin ve un ile de biraz kavurun. 4 bardak ılık suyu ilave edip pürüz kalmayacak şekilde karıştırın(bu aşamada blender kullanabilirsiniz) ve bir taşım kaynatın. Bir tarafta yıkayıp, minik küpler halinde doğradığınız mantarları (1/2 kg kadar) ekleyin. Tuzunu da ilave edip 15 dakika kadar pişirin. Sonra 1 bardak ılık süt ve 1/2 paket kremayı karıştırıp ilave edin. Bir müddet daha kaynasın, karabiberini ekleyip ocağı kapatın.

Çorbamda mantar taneleri olmasın, pürüzsüz görüntüsü olsun diyorsanız yine blender yardımıyla veya kevgirden geçirmek suretiyle bunu yapabilirsiniz. Ben orjinal, pütürlü haliyle seviyorum :).


Mutfağa girince hızımı alamadım tabii.Uzun zamandır şöyle lezzeti damakta kalan türden bir kek yapmak istiyordum. Aslında keklerin büyük çoğunluğunun ana malzemeleri ve de yapılış aşamaları aynı. Ancak keki zenginleştirmek ve de evde kalanları değerlendirmek adına katılan her şey farklı bir tat verebiliyor.

Benim katıksız bir elma aşığı olduğumu içinizden birkaç arkadaşım farketmiştir :). Evimizde elma olmaması durumu pek de ihtimal dahilinde değildir. Haftasonu aldığım yeni elmaları yerleştirirken, eskilerden kalan iki buruşuk elmayı kek yaparak değerlendirmek istedim. Aslında kek yapmak için bir bahane arayışındaydım da denebilir :). Sonuçta bayıla bayıla yediğimiz nefis bir kekimiz oldu.

Malzemeler:

3 yumurta
2 su bardağı toz şeker
75 gr. eritilmiş tereyağı
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
1 paket vanilya


3.5-4 su bardağı un
1.5 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tarçın
1 su bardağı kuru üzüm
2 elma

Yapılışı:

Yumurtaları ve toz şekeri mikserle iyice çırpın. Sütü ekleyerek çırpmaya devam edin. Eritilmiş tereyağı ile sıvıyağı ekleyin ve biraz daha çırpın.
Unu ve kabartma tozunu ve vanilyayı ekleyin, çok fazla olmamak kaydıyla tekrar çırpın. Tarçını ve kuru üzümü de ilave ederek biraz daha çırptıktan sonra küp şeklinde kesilmiş olan elmaları(yıkayıp, kabuklarını soymuştuk tabii :) una bulayarak karışıma ekleyin, bir spatula veya kaşık yardımıyla karıştırın.
Katı yağ ile güzelce yağladığınız bir kek kalıbına(fazla küçük olmasın), biraz un serpin ve karışımı dökün. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 60 dk. kadar pişirin. (Pişirme süresi kalıbınızın şekline göre değişebilir.)

**********

Bu sıralar bir de karar aldım ben, kendimi daha bir sevme kararı. Çevremde, hatta yakın çevremde, kendine "masum ve de güzel" bir olayı bahane edinip, etrafına dengesiz, sahte ve de komik gelen davranışlarını sergilemeye devam eden kişiyi gördükçe kendimi, bilgimi ve de görgümü daha bir takdir eder oldum. Sağolsun! Aslında kendisi kaybediyor ve de kendi huzurundan çalıyor farkında değil. Umarım aklını başına alır da bize karşı aynen hakettiğimiz ve de beklediğimiz gibi içten olmayı becerebilir.

**********

İyi geldi burası yine bana. Bir hızla başladım, devamı gelir diye düşünüyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails