02 Haziran 2011

Evet... Hala Buradayız!


Merhaba! Ankara'ya bir türlü gelemeyen baharın tam arkasından gelmesi gereken yaz eğer gelirse, işte o yazı ortasına kadar buralarda yaşamaya karar verdik Duru, babası ve ben. Kocam izin alıp gelecek, burada şenlik yapılacak 1 ay boyunca ve bizi de alıp götürecek o sıcak diyarlara.

Not: Öyle bir koşuşturmacanın içinde yazamadım ve de kimseleri takip edemedim uzun zaman; yine ısınma turlarındayım :).

05 Mart 2011

Kısa kısa . . .



* Ufak tefek hazırlıklar başladı ama şaşkın ördek misali, aklımızda başka ne kaldı yapmamız gereken sorularıyla geçiyor günlerimiz. Zaman nasıl da hızla akıp gidiyormuş meğer, bir bakmışsın Pazartesi sonra birden Cuma . Haftasonlarını ise gerçekten yaşıyor muyuz yoksa hayalden mi ibaret çözemedim.

* Kesinlikle kendime ve kızıma daha çok vakit ayırmak demek bu önümüzdeki birkaç yıl. Sağlık olursa ... Kitaplarımla hasret gidereceğim, kızımla bol bol aktivite yapacağım ve belki yeni yeni hobiler...

* "İyi" insanların karşıma çıkmasının verdiği naif ama neşeli bir keyif var üzerimde. Gizem ve Ferah ve henüz irtibat kurmadığım ama yeni görev yerimiz hakkında yardım ve bilgilendirme teklifini esirgemeyen Burcu... Can arkadaşım Filiz'in teyzesi Dilek Hanım... İçten teşekkürlerimi sunuyorum size! İlk üçte yer alan tatlı kadınlar, benimle maceranız henüz bitmedi, yeni başlıyor :)).

*Duru yine her haliyle bizi büyülemeye devam ediyor. Bu büyü olmasa o sabrınızı taşıran anlara tahammül etmek çok zor. Bakıcı felaketleri de bu yüzden yaşanıyor diye düşünüyorum. Senin sabrını taşıran onun cinneti oluyordur belki de. Hakkını vererek bakıcılık yapanları tenzih ettiğimi de belirteyim ki önyargılara teslim olmuş bir zihniyette olduğum düşünülmesin.

*İki sözcüklü cümleler yok daha. İlk defa geçen gün ""dede gel" dedi ama bir daha olmadı. Şubat sonu itibariyle 20.ay geride kaldı. 21. ayda Duru'nun kelime dağarcığı aşağıdaki gibidir :    :))

çi veya çiçe(çiçek)
aya - ayak
dede
baba
anne
annianni-anneanne
abi
bu - bu (istediği şeyi uzaktan parmağıyla göstererek ve ne olduğunu anlamazsak ısrarla üstüste söylenerek... bu! bu! bu!...  :)
mamma - mama
memme - meme
zıss - cıss ve sıcak
mmm - çok lezzetli :)
vemem - vermem
gimem - gitmem
imemm - yemem
annieeee - annenin şımarık şekilde söylenişi :)
bebe - bebek
Dyru - Duru
tama - tamam
adaa - evet
mer - ver
ooda - orada
ayre - daire (Kurabiye kavanozundaki daireyi kavanoza atarken...)
hiiii! - Yere birşey döküldüğünde veya yerde birşey gördüğünde...
vuuu - Elektrikli süpürgeyi gördüğünde...

ve daha pekçok şu anda aklıma gelmeyen Duru sözcükleri.

*Son üç seferdir artarak devam eden bir benden ayrılma korkusu başladı. Artık sabahtan anneanneye gidildiğinde benim onu bırakıp işlerimi halletmeye gideceğimi anlıyor ve kesinlikle ayrılmıyor yanımdan. Hiçbirşeyle kandıramıyorsunuz. Önceki gün işim sabahtan akşama sürünce ilk defa annemden başedemiyorum, ağlıyor, hırçınlık yapıyor telefonu aldım. Bu korkunun baş destekleyicisi de emiyor olması tabii. Akşam eve geldiğimde ilk 10 dakika yüzüme bakmayıp sonrasında ne sevimlilikler yaparak bana daha doğrusu memelere yanaştığını varın siz düşünün artık.

*Saçlarımı kestirdim. Epeyce uzundular ve kızıldan açık kumrala dönüş yaparken renk açma işlemi dolayısıyla çok yıpranmışlardı. Benimki gibi dalgalı, kalın telli ve hatırı sayılacak sayıda beyazla dolu saçların bakımı oldukça zor. Şöyle bir yıkayıp veya tarayıp çıkamıyorsunuz. İşte o yıpranmış saçlar makasın darbeleriyle ayrıldılar benden ve kuaförüme tam da istediği gibi özgürce kesme yetkisi verdim. Kafamda kocaman bir yükle dolaşıyormuşum yahu ben. Saçlarımı pek severim aslında, bakıldılar mı pek havalıdırlar :P ama o kadar saçı taşımak da zormuş hakikaten.

*Bir de şu bedendeki fazlalıklardan kurtulabilsem. Onlar makas darbeleriyle ortadan kaldırılamıyor malesef. Keşke öyle kolay olsaydı.

20 Şubat 2011

Yeni bir hayata doğru...


Evet kesinlikle yeni bir hayata doğru yola çıkıyoruz yakında. Şu bahsettiğim yurtdışı görevi sonunda kesinleşti ve gideceğimiz yer Cidde (Suudi Arabistan). İlk şoku atlatalı oldu biraz. Sonra sonra araştırarak ve de orada yaşamışlardan dinleyerek anladık ki önyargılarımızmış bizi şoka sokan. 


Tamam herşeyiyle farklı bir kültürü ve kadınlara hürmeti bol olup vatandaşlık hakkı bakımından cimriliği had safhada olan bir ülke orası kesin... Ama hiçbir kişi mi olumsuz konuşmaz yahu! Olumsuz konuşmadılar, hep ne kadar standartları yüksek ama buna rağmen çook ucuz (kiralar hariç) bir şehir olduğunu anlattılar. Sosyal hayatın da orada yaşayan yabancı ve de Türk nüfusun çokluğu nedeniyle pek bir hareketli olduğunu, yine yabancıların çokluğu nedeniyle onların sosyal hayatlarını kendi ülkelerindeymiş gibi devam ettirebilmeleri için her türlü imkanın verildiğini (Mesela plajlar, güvenlikli, havuzlu, kreşli, oyun parklı siteler), kadınlar için tam bir alışveriş cenneti olduğunu da eklediler. 

Şu an için görünen en önemli iki sorunumuz geçmiş New Orleans deneyimimizden de tahayyül edebildiğim aşırı nem ve sıcak, bir de kadınların halk açık mekanlarda abaya denilen modernleştirilmiş ve hatta artık houte couture üretilen :P abayaları giymesi zorunluluğu. Ha şundan hiç bahsetmeyeceğim: kadınlar araba kullanamıyormuş. Böhüüüüü! Bunu her düşünüşümde veya dile getirişimde acı çekiyorum ama yapabileceğim arkada oturup ya bir şoför işe alıp, çalıştırmak ya da kocamın iş saatleri dışında gezmek, dışarı çıkmak. Hoş sıcaktan dolayı hayat zaten mesai saatleri dışında, akşamları yaşanabiliyormuş oralarda.

Aslında yazacak çok şey var ama orada görüp yaşayıp yazmak isterim. Onun için ayrı bir blog yazacak gibiyim. Bu arada sizlerden orada yaşamış olup bana tavsiyelerde bulunmak isteyen varsa seve seve kabul ederim.

01 Şubat 2011

Öküz okuyor ben bakıyorum!

Nasıl özeniyorum bu öküze bir bilseniz. Nispet yapar gibi bana, okuyor da okuyor.
Ben ne yapabiliyorum? Hiçbirşey! Bana inat okudukça gıcık oluyorum ona. Oysa doya doya istediğim gibi ve istediğimi okuyabildiğim zamanlarda uluslararası hukuk masteri yapan kocama muziplik olsun diye aldığım bir armağandı. Taa Amerika kıtasından buralara sapasağlam gelmiş olabilirsin sevgili öküz ama böyle nispet yapmaya devam edersen olacaklardan sorumlu değilim...

Şaka bir yana ben dilediğimce kitap okuyabilme aşkıyla yanıyorum. Duru henüz yürüyemiyorken ve dolayısıyla ben ve o daha az yoruluyorken geceleri pamuk kızımın bana bahşetiği kadar olan uykumdan bile feragat edip okuyordum. Hem de kocaman bir keyifle.

Son aylarda is ben kitap okuyabilmek şöyle dursun, kızımız uyuduğu zaman ancak zorunlu ihtiyaçlarımı, dosya işlerimi, ve evimizin gereklerini hale yola koymaya çalışıyorum.
Bu arada okuduğum kitaplar kuzunun o cıvıl cıvıl, neşeli, eğitici ve de 0-2 yaş kitaparından ibaret :P. Kitaplarım tüm ihtişamıyla evin çeşitli  köşelerinde karşıma çıkarken ben esaslı iç çekişlerimle eşlik ediyorum onlara. 

Gidip şu öküzü ortadan kaldırayım... en iyisi...

NOT: Kendisi aynı zamanda bir müzik kutusudur :).

19 Ocak 2011

Rötarlı yazı!

  • 2011'in ilk gününden bu yana hastayım. Şunun şurasında iki gündür boğazımda hükümdarlığını ilan etmiş olan gıcık öksürükten de kurtuluyor gibiyim. Nasıl bir virüs ise artık, yapıştırdı resmen. Ha lafın gelişi yapıştırdı diyorum çünkü yatarak dinlenme fırsatım olmadı. Arkasından Duru kuzusu, sonra da kocam hastalandı. Kızım iki günde atlattı şükürler olsun ama kocam her zamanki gibi pek nazlıydı. Şu naz hanım bana neden uğramaz hiç ya da neden benim de naz etme-eyleme becerim yok. Hamileliğimde de uğramadıydı ya zaten :). 
  • Bir de şu kocamın yurtdışı görevi nedeniyle gideceğimiz ülkenin belli olmayışı. Hoş beklentilerimizi en alt düzeyde tutmaya çalışıyoruz. Yok öyle sırtımızı dayayabileceğimiz kodaman aman yanlışlık oldu :P kocaman bir duvar. En kötüsü olacak olsa bile belirsizlik öldürüyor insanı. 
  • Adı gibi Duru kızım son 1 aydır pek birşey yememiş olsa da (neyse ki emiyor), büyüyor. Mandalina, muz ve tatlı şeyler dışında demek daha doğru olur. Geçen hafta babası işten gelip o da kapıda karşıladığında babasının nasılsın sorusuna tam ve net olarak iyiyim diyerek anne babasını ağızları açık bırakan bir şeker o. Tesadüf mü diye ara ara sorulup birkaç kez daha aynı cevap alınınca tarafımızdan bunun bir tesadüf olmadığı da anlaşılmıştır. Arada "yemem, vemem, tamam, Du-yr-u gibi kelimeler de havada uçuşuyor.
  • Bir evin nasıl dağıtılabileceğine defalarca tanık olmaktayım şu sıralar. Ve de bir sandalyenin, çoğunlukla da tekli koltuğun üzerinde ayağa kalkıp bilimum akrobatik hareketlerin günde bıkmadan bilme kaç kere yapılabildiğine. Merdiven keçisi tırmanmaya ara verdi son günlerde. Akşam olunca tuş vaziyette kalakalıyorum, içinde hiç bitmeyen bir enerji topuyla yaşayan bir kızım var. Yok yok şikayet etmeyeyim, bir köşede biblo gibi oturan bir çocuk beni kesinlikle mutlu etmezdi.
  • Kuzenini görünce kıkırdamaya başlıyor. Sarılmalar, sokulmalar, dürtmeler, öpmeler geliyor arkasından. Bir de halasının sarı kuşu-kuzen kıskançlık krizlerini  atlatabilse.
  • Son zamanlarda kızımla hiç fotoğraf çektirmediğimi farkettim, içim tuhaf oldu, canım acıdı sanki. Hep babasıyla çekmişim, hem de istekle, bayıla bayıla ama kıskandım sonra bakınca :D.
  • İşte bu kocaman belirsizlik ve de hastalık elimi kolumu bağladı, yazamadım 1 aydır. Hoş blogda hiçbirşeyin eskisi gibi olmadığını farkettim bu arada. Yorum bırakılması kaygım hiç olmadı da bu güne kadar, yine de nerelerdesin sorusunun muhatabı olmayı beklemişim herhalde ki merak edilmemiş olmak zaten hassas olan ruhumu birazcık etkiledi gibi. Bir dönem verdiğim uzun aranın götürdüklerinden biri de bu olsa gerek.  Neyse paylaşmaya devam.
  • Kızımın kaç aylıktan beri pek hoşlandığı oyuncağı, mutfağımın kıymetlilerinden salata kurutucusu tam da karşımda bana bakıyor şu anda, hem de salonun ortasında.
  • Yarın antipatik duygular beslediğim icra dairelerinde işlerim var. Kendimi şimdiden telkin etmeye başlayayım bari. İcra müdürlükleri adliyenin en güzel mekanlarıdır diye hemen şimdi kendi kendime söylemeye başladım bile. 
  • Kedilere gelince, ben onları biblolarda, kupalarda, çoraplarda falan seviyormuşum meğer. Bir de pencerenin diğer tarafında kızıma arkadaşlık yaptıklarında... Kötü müyüm ben, yoksa katı mı?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails